gecce-

Duygularım, hormonlarım, dokularım, bedenim

Bu makalede

Paylaş

İnstagram: @egzersizce_

Yeniden merhaba, tekrar buluşmak harika!

Bugün size bedeninizi farklı bir perspektiften anlatmaya geldim. Duyguların kimyasından bahsediyorum bir süredir. Ama aslında işin daha başındayız. Gidecek çok yolumuz ve anlayacak çok konumuz var.Bedenimizi sevmeye ve bedenimizin ihtiyacı olan bakımı vermeye gitgide yaklaşıyoruz birlikte. Bugün de bir süredir aldığımız yolda, duygularımızı ve bu duyguların bedenimizde nasıl hayat bulduğunu anlamaya devam!

Bir kısa hayale götüreyim şimdi sizi:

İtalya’nın çok sevilen kıyılarında, harika bir yaz akşamında, gün batımındayız. Uzun soluklu tatil maceramızın da ilk günleri. Bu ekiple tatil yapmak benim için rüya gibi. Çok istediğim ve uzun zamandır planlamakla uğraştığım bu tatile çıkmak için bütün yıl bekledim ve şimdi zevkin zirvesindeyim. Sadece bir tatil değil, adeta en yeni tecrübelerime ek yaptığım harika bir tecrübeye dönüştü benim için. Gün batımını izlemek ve çok keyifli bir sohbet eşliğinde harika tadımlar yapmak için seçtiğim bu deniz kenarı restoranı da bütün ekip çok sevdi. Sohbet öyle keyifli, manzara ve yemekler öylesine güzel ki, sanırım bunu tekrar yapmak için bir sene daha bekleyemem artık. Kadehlerin havada olduğu her an içimde bir ışıltı daha, bir gülüş daha genişliyor. Bugün tam 21 bin adım attım. Ama hiç yorgun hissetmiyorum. Şimdi ekipten biri bir gezi önerisinde bulunsa hemen ‘hazır ol’ duruşuna geçerim. İyi ama, ben neden iş günlerinde böyle kolay yorulurken, tatil günlerinde yorulmak nedir bilmiyorum? Ne ilginç değil mi, insan mutlu olduğu şeyleri yaparken yorulmuyor.’

Ne kadar doğru değil mi? İnsanı yoran asıl şey fiziksel aktivite değil mi yoksa?

Gelin şimdi de başka bir hikayeye uçalım:

‘Günlerdir uğraştığımız harika projemizin son taslak formu hazır ve ben birazdan kısa ama şiddetli bir toplantıda alıcılara bu formun detaylarını anlatıyor olacağım. Dün gece bir türlü uyuyamadım. Ekranla temasımı her zamanki saatimde kestim, her zamanki bitki çayımı içtim, meditasyonumu yaptım ve yatağa girdim ama nafile. Önce kendime biraz izin verdim, neticede heyecanlıyım. Uykuya hemen dalmam mümkün olmayabilir. Sonra baktım olmuyor, biraz sakin bir müzik açıp kitap okumaya başladım. 30 sayfa kadar okudum ama yine de göz kapaklarım dimdik direnişte, pes edip kalktım. Bir melatonin aldım ve bir süre daha okudum, sonrasını zaten hatırlamıyorum. Ama eminim gece saat 3’ten önce değildir uykuya dalmam. Sahi, saatim ölçer. Bakayım, evet elbette ‘uyku saati 3.12’. İyi de asıl bugün dinç olmam gerekirken neden uyku uyuyamıyorum ki! Neyse, sabah önlemlerimi aldım. Güzel bir detox mix içtim, nefes egzersizlerimi yaptım. Konsantrasyonum da yüksek. Sonuçta çok başarılı bir iş çıkardık. Bütün maliyet araştırmalarımız, kurgularımız en az 10 kez kontrolden geçti. Bütün ekip çılgınlar gibi çalıştık. Bazen gece toplantıları yaptık. Bazen de Pazar günlerimizi feda ettik. Aylardır bu proje bütün zamanımız, tek amacımız oldu. Hayatımızın odağı bu işi sona erdirmek ve harika bir şekilde satışa sunmaktı. Peki beğenirler mi acaba? Bir yerlerde bir eksik bulurlar mı? Ya da kontrol etmeyi unuttuğumuz, gözden kaçırdığımız bir şey var mıdır? Ya ret olursa? Biteriz! Neyse şimdi bunu düşünmemeliyim. En iyi sunumu nasıl yapacağıma odaklanmalıyım. Neyi ön plana çıkartıyorduk? Nerede bu kağıt? Galiba çok gerginim. Hayır belim lütfen! Şu an ağrıyamazsın!’

Peki ya siz? Hangi hikayedesiniz?

Hangi koşulların içerisinde, hangi durumda, nerede, kimlerle olduğumuz ve nasıl hissettiğimiz bedenimizin işleyişini nasıl değiştiriyor değil mi?

‘E hocam hep mi İtalya’da olalım yani?’

Hayır tabi, hayatın akışının bizim elimizde olduğu, durumlar ve olaylar karşısında nasıl hissettiğimiz her zaman kontrol edebileceğimiz gerçeğinin farkında olalım. Her duygunun bedenimizdeki işleyişi değiştirme gücü var demiştim önceki yazılarımda. Bu güç öyle bir güç ki, istediği aktiviteyi yapsın yorulmayacak bir direnç de verebilir; sapasağlamken acı da..

Aslında duygularımızın sayesinde salgılanan hormonlarımız etkiliyor bedenimizi. Dokularımızın direnci değişiyor. Kendimizi ait hissetmediğimiz ya da var oluşumuza aykırı yerlerde bedenimiz acı çekiyor. Ancak elbette duygularımızı kontrol etmenin ve negatif duygularla bedenimizi zehirlemek yerine onları kontrol etmenin birden fazla yöntemi de var.

İlk adımı attınız bile. Artık farkındasınız. Geri döndürülemez biçimde, içerisinde bulunduğunuz ‘Psikososyal’ durumun bedeninize, organlarınıza, kaslarınıza etki ettiğini öğrendiniz. Şimdi bu ‘psikososyal’ dediğimiz işleri öğrenmeye ilerleyeceğiz birlikte. Haydi siz şimdiden yattığınız yatağı, sert koltuğu, yastığı yorganı suçlamaktan vazgeçin. Ağrınızın geçmemesi ne bedeninizdeki yamukluk çürüklük ne de yastık yorgan yüzünden. Gelin kendinize bugün sorun:

‘Canım kendim, nasıl hissediyorsun? Afiyette misin? Var mı canını sıkan konular?’

Ve lütfen, cevaplayın.

Sevgi ve Sağlıkla..

Uzm. Fzt. İlkay KOÇ

 

Etiketler

Etiketler