gecce-

İlk günah neydi, cennetten nasıl kovuldular?

Bu makalede

Paylaş


(Eski Ahit- Tora)

Bugün size ilk semavi din kitabından bahsedeceğim. Tora ya da diğer adıyla Eski Ahit’ten ilk günahı inceleyeceğiz. Malum olduğu üzere bu ilk günah yüzünden bütün Hristiyanlar günahkâr doğar ancak vaftiz olarak günahlarından arınırlar. Öyleyse nedir bu ilk günah, ilk ortaya çıkışı nasıl olmuştur, inceleyelim biraz… 



Bunu yapabilmek için de Eski Ahitten yola çıkmamız gerekiyor. Biraz daha geriden alırsak ve Eski Ahit tabirlerini kullanırsak Rab Tanrı başlangıçta göğü ve yeri yarattı. Ancak her yer boştu. Yeryüzü karanlıkla kaplıydı. Tanrının ruhu suların üzerinde yüzüyordu. Sonra Rab Tanrı “Işık olsun” dedi ışık oldu. Onun iyi olduğunu görünce karanlıktan ayırdı böylece gece ve gündüz oldu. Sonra kuru toprağı ayırdı ve yaptığını beğendi. Sonra mevsimleri, ayları, günleri ayırdı. Sonra bitkiler ve hayvanlar oldu. Yaptığını beğendi.
Sonra toprağı işlemek gerek, dedi. VeRab Tanrı kendi suretinde insanı yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Verimli olun çoğalın, dedi. Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın, denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yerdeki hayvanlara tüm canlılara egemen olun, diye buyurdu. 

İşte yeryüzündeki tohum veren her otu, tohumu meyvesinde olan her ağacı size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Her türlü hayvana da yeşil otları veriyorum. Dedi ve öyle oldu. Yarattığından memnun oldu. Her şey tamamdı ve çok iyi idi. Yedinci gün geldiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. O gün dinlendi. Yedinci günü kutsadı ve kutsal gün olarak belirledi. Çünkü yaptığı işi bitirmişti ve dinlenmişti.



Bu anlatımda ilgimizi çeken, başlangıçta insan ve hayvanların et yemiyor oluşları. Hayvanlar yeşil ot yiyor, insanlarda tohum ve meyve yiyorlar.

Gelelim Âdem ve Havva’nın yaratılış anlatımına.

Göğün yerin yaratılış öyküsünde henüz yeryüzünde bir fidan bile yoktu. Henüz yağmur da yağmamıştı. Toprağı işleyecek insanı da yaratmamıştı. Sonra Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece ilk varlık Âdem olmuştu.
Sonra Rab Tanrı, doğuda, Aden de bir bahçe dikti. Sonra Adem’i oraya koydu. Bahçede güzel meyve veren güzel ve çeşitli ağaçlar yetiştirdi. Sonra bizi çok ilgilendiren iki ağaç daha yetiştirdi. Bunlardan biri yaşam ağacıydı diğeri iyi ve kötüyü bilme ağacıydı. 
Bu cennet Aden’den bir ırmak doğuyor bahçeyi sulayıp dörde ayrılıyordu. İlk ırmak Pişon’ du ve altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akardı. Orada İyi altın, reçine ve oniks bulunurdu. 
Diğer ırmak Gihon’du,Kuş sınırları içinde akardı. 


Üçüncüsü ise Dicle’ydi, Asur’un doğusundan akardı. Dördüncüsü ise tahmin edeceğiniz gibi Fırat idi.

Burada adı geçen Pişon ve Gihon’un nerede olduğu bilinmez ancak Seyhun ve Ceyhun olabileceği düşünülür. Telaffuz olarak da yakın, denilir. Ancak kesin bir şey söylemek zordur. Maveraünnehir’den hep bahsederiz ancak bu iki nehrin adını pek söylemeyiz. Bu nehirlerin Seyhun ve Ceyhun olduğunu söylersek durum biraz daha açıklığa kavuşur, öyle değil mi?



Bu kadar açıklamadan sonra gelelim Havva’nın yaratılış anlatımına. Tanrı Adam’i Aden bahçesine koyduktan sonra ona, istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin, der. 
Ancak iyi ve kötüyü bilme ağacından yeme, yoksa ölürsün, der.

Sonra onun yalnız kalması iyi değil, der. 

Ona uygun bir yardımcı yaratacağım, der. 

Yarattığı tüm hayvanların adını Adem’e verdirir. O günden sonra Âdem onlara ne ad verdiyse o canlılar o adla anılırlar. Ancak bunca varlık arasından uygun bir yardımcı bulamazlar.

Sonra ne mi oldu? 

Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi ve o uyurken kaburga kemiğini alıp yerini etle kapadı, sonra o kemikten kadını yarattı. Onu Adem’e getirdi. Âdem “İşte bu benim kemiğimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir. Ona kadın denilecek.” Der. İbranice de kadın İşşa adam iş sözcüğünden türer. Bu nedenle artık adam karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacaktır. Âdem ve Havva çıplaktırlar ancak utancı bilmiyorlardır.

Ta ki yılanla görüşünceye kadar. En kurnaz yaratık yılandır. Kadına “Tanrı gerçekten bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin, dedi mi?” diye sorar.

Kadın” Bahçedeki ağaçların meyvesini yiyebiliriz ancak bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, yoksa ölürsünüz.” dedi.



Yılan ise yılanlığını yaptı ve “Kesinlikle ölmezsiniz çünkü Tanrı da biliyor ki o meyveyi yerseniz gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilip Tanrı gibi olacaksınız.”

Bunun üzerine kadın uzanıp meyveyi aldı ve yedi sonra kocasına da yedirdi.  İkisinin de gözleri açıldı. Birden çıplak olduklarını anladılar. Hemen incir yaprağı ile örtündüler.

Derken Rab serinlikte bahçede yürürken kaçıp ondan saklandılar. Rab onlara seslendi, neredesiniz? 

Âdem cevap verdi, “korktum saklandım çünkü çıplağım”, dedi.

Bunun üzerine, “çıplak olduğuna sana kim söyledi, yoksa yasak ağacın meyvesini mi yedin?” Diye sordu.



Âdem, “yanıma koyduğun kadın verdi, ben de yedim,” der.

Kadın ise, “yılan beni kandırdı ben de yedim,” der.

Tanrı Rab bunun üzerine yılanı lanetler, sürüneceksin, kadının soyuyla seni düşman edeceğim, onlar senin başını ezecek, sen onların topuğuna saldıracaksın, der.

Kadına döner, çocuk doğuracaksın ancak çok acı çekeceksin, kocana istek duyacaksın ve ona tabi olacaksın, der.

 Âdem’ e ise toprağı lanetledin, yaşam boyu emek vermeden yemek bulamayacaksın, ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın ve toprağa döneceksin.  

Âdem karısına Havva adını verdi, çünkü bütün insanların annesiydi. Rab onlara deriden giysi verdi. Sonra iyiyle kötüyü bilerek bizden biri gibi oldular. Artık yaşam ağacının meyvesini yiyip ölümsüz olmalarına izin verilmemeli, dedi.
Sonra Adem’i Aden bahçesinden kovdu. Tekrar girmemeleri içinde bahçenin doğusuna Kerubiler ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi. 


Sonrası mı, malum…
   

  

Etiketler