İstanbul Nisan 2026 etkinlik ajandası: ay boyunca sahnelenecek en iyi tiyatro oyunları, müzikaller ve kaçırılmaması gereken sahne deneyimleri bu listede.
Nisan, İstanbul’da yalnızca bir mevsim değil; şehrin yeniden nefes aldığı, hikayelerin sokaklardan sahnelere taştığı bir eşik. Kışın içine kapanan ritmi çözülüyor, ışık yavaş yavaş uzuyor ve İstanbul, her köşesinde başka bir hikaye anlatmaya başlıyor. Bu ay, şehrin en güçlü anlatı dili yine sahnede: tiyatro.
Salonların ışıkları yanıyor, perdeler açılıyor ve karakterler yalnızca birer kurgu olmaktan çıkıp izleyicinin hafızasına kazınıyor. Çünkü İstanbul’da tiyatro izlemek, sadece bir oyun görmek değil; kendi hayatına başka bir pencereden bakmak demek. Bazen bir replikle sarsılıyorsun, bazen bir sahnede kendini buluyorsun. Ve çoğu zaman, salondan çıktığında aynı kişi olmuyorsun.
Nisan ajandası ise tam anlamıyla bir sahne maratonu. Klasiklerden çağdaş metinlere, tek kişilik performanslardan dev prodüksiyonlara kadar uzanan güçlü bir seçki var karşımızda. Bu listeyi senin için tarih sırasına göre kurguladım; böylece ay boyunca sahne sahne ilerleyen bir deneyim yaşayacaksın.
Şimdi ışıklar kısılıyor.
Ve İstanbul sahneye başlıyor.
Bu Hikaye Senden Uzun Osman
Bir ayrılığın ardından başlayan hikayeler genelde bir veda ile biter. Ama bu oyun tam tersini yapıyor; vedayı bir başlangıca dönüştürüyor. “Bu Hikaye Senden Uzun Osman”, ilk bakışta bir ilişkinin sonuna odaklanıyor gibi görünse de aslında bir kadının kendi içine doğru yaptığı uzun ve cesur yolculuğu sahneye taşıyor.

Osman’a yazılan mektuplar ilerledikçe yön değiştiriyor. Başlangıçta birine hitap eden bu satırlar, zamanla karakterin kendi iç sesiyle kurduğu derin ve kaçınılmaz bir yüzleşmeye dönüşüyor. İşte tam bu noktada oyun, bireysel hafıza ile duygusal iyileşme arasındaki o kırılgan alanı ustalıkla açıyor.
Sahnedeki anlatım sade ama etkisi güçlü. İzleyici, bu hikayeyi dışarıdan izlemiyor; içine çekiliyor. Her cümle, geçmişin bir parçasını yeniden hatırlatırken, aynı zamanda iyileşmenin ne kadar zor ama mümkün olduğunu fısıldıyor.
Tarih: 1, 7, 9, 12, 18 Nisan
Saat: Çeşitli saatler
Bilet almak için tıklayın.
Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler
Evlilik… dışarıdan bakıldığında güvenli ve tanıdık bir alan. Ama bu oyun, o görünen yüzü hızla parçalayarak altındaki karanlık katmanları ortaya çıkarıyor. “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler”, bir ilişkiyi yalnızca iki kişi arasındaki bağ olarak değil, bir zihin oyunu olarak ele alıyor.

Dolunay Soysert ve Bülent İnal’ın sahnedeki varlığı, metnin gerilimini sürekli diri tutuyor. Hafıza kaybı, gerçeklik ve manipülasyon arasında gidip gelen hikaye, izleyiciyi sürekli bir şüphe halinde bırakıyor. Kim doğruyu söylüyor? Ne gerçek, ne kurgu?
Minimal ama etkili sahne dili, izleyiciyi karakterlerin zihnine yaklaştırıyor. Ve bir noktadan sonra izleyen değil, sorgulayan oluyorsun.
Tarih: 2 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
İzninle
Işıl Yücesoy’un sahneye dönüşü, başlı başına bir olay. Ama “İzninle”, yalnızca bir geri dönüş hikayesi değil; bir kadının yıllar boyunca bastırdığı kimliğini yeniden inşa etme mücadelesi.

Açelya karakteri, dışarıdan bakıldığında “tam” bir hayatın içindedir. Ama içten içe eksik olan bir şey vardır: kendisi. Oyun, bu eksikliğin fark edilmesiyle başlayan kırılmayı anlatır.
Müzikle iç içe ilerleyen sahne dili, duyguyu daha da yoğunlaştırıyor. Her sahne, karakterin iç dünyasında açılan bir kapı gibi.
Tarih: 2 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Anlaşılmaz Konuşmalar
Bazen en büyük kırılmalar büyük olaylarla değil, küçük sessizliklerle başlar. “Anlaşılmaz Konuşmalar”, tam olarak bu sessizliklerin içinden doğan bir gerilimi sahneye taşıyor.

Tek bir gecede geçen hikaye, karakterlerin geçmişten bugüne taşıdığı tüm yükleri açığa çıkarıyor. İhanet, arzular ve bastırılmış duygular yavaş yavaş yüzeye çıkarken, izleyici kendini bir ilişkinin en kırılgan anında buluyor.
Metnin gücü, söylemediklerinde saklı.
Tarih: 2 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Amadeus
Deha ile kıskançlık arasındaki çizgi ne kadar ince olabilir? “Amadeus”, bu sorunun peşinden gidiyor ve bizi müzik tarihinin en çarpıcı çatışmalarından birine götürüyor.

Mozart’ın ışıl ışıl yeteneği ile Salieri’nin içten içe büyüyen kıskançlığı sahnede adeta çarpışıyor. Ama bu sadece iki karakterin hikayesi değil; insan doğasının en karanlık taraflarının da bir yansıması.
Sahne tasarımı ve müzik kullanımı, atmosferi büyütüyor.
Tarih: 3 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Liste
Vicdan… çoğu zaman susturmaya çalıştığımız ama asla tamamen yok edemediğimiz o iç ses. “Liste”, tam olarak bu sesin peşine düşüyor.

İnci Türkay’ın performansı, bu iç hesaplaşmayı güçlü bir şekilde sahneye taşıyor. Basit görünen bir hikaye, ilerledikçe derinleşiyor.
Minimal sahne dili, anlatımı daha da yoğunlaştırıyor.
Liste: Bir Kadının İç Sesi Hiç Bu Kadar Yüksek Duyulmamıştı
Tarih: 3 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Sevmek İçin Yaz
1830’ların Rusya’sında geçen bu hikaye, yasak bir mekâna adım atan iki gencin üzerinden ilerliyor. Ama aslında anlatılan şey yalnızca bir aşk değil; arzular ve bastırılmış hayatların kesiştiği bir kırılma anı.

Sahne dili, söz ve beden üzerinden güçlü bir atmosfer kuruyor.
Tarih: 4 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Oscar
Yanlış kişiler, yanlış zamanlar ve hızla kontrolden çıkan bir hikaye…

“Oscar”, klasik bir yanlış anlamalar komedisini alıp temposunu yükselterek sahneye taşıyor. Christian’ın aşık olduğu kadın başka, evlenmek istediği kişi başka; Colette’in planları ise bambaşka bir karmaşaya doğru ilerliyor. Tüm bu ilişkiler ağı, birkaç dakika içinde düğümleniyor ve çözülmesi neredeyse imkansız bir hale geliyor.
Oyunun en güçlü tarafı ritmi. Diyaloglar hızlı, durumlar sürekli değişiyor ve seyirci hiçbir an kopmuyor. Her sahne yeni bir yanlış anlamayı, her yanlış anlamaysa yeni bir krizi doğuruyor.
Absürt ama bir o kadar tanıdık… Çünkü ilişkiler bazen gerçekten bu kadar karmaşık.
Tarih: 4 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Spiritua
Shakespeare’in en büyük tragedya karakterleri, bu kez genç bir kuşağın enerjisiyle yeniden hayat buluyor. “Spiritua”, klasik metinleri modern sahne diliyle birleştiriyor.

Dans, müzik ve koreografiyle sahne sürekli hareket halinde.
Tarih: 4 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Dracula Kanlı Yazılan Zafer
Gotik atmosferin sahneye taşındığı bu yapım, Dracula efsanesini karanlık ve etkileyici bir anlatımla yeniden yorumluyor.

Sahne tasarımı ve ışık kullanımı, izleyiciyi başka bir dünyaya taşıyor.
Tarih: 4, 12, 26 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Etekler ve Pantolonlar
Kadın dostluğu, ihanet ve geçmişle yüzleşme… Bu oyun, yıllar sonra bir araya gelen iki kadının hikayesi üzerinden ilerliyor.

Gündelik bir hikaye gibi başlıyor ama giderek derinleşiyor.
Tarih: 5 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Bir Delinin Hatıra Defteri
Bu yorum, seyirciyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıyor. Metin Zakoğlu’nun interaktif anlatımı, izleyiciyi oyunun bir parçasına dönüştürüyor.
Gerçek ile kurgu arasındaki sınırlar bilinçli olarak siliniyor.
Tarih: Nisan boyunca hafta sonları
Saat: 16:00 / 18:00
Bilet almak için tıklayın.
Kara Kız
90’lar Türkiye’sinde büyüyen bir kız çocuğunun hikayesi… Ama bu sadece nostaljik bir anlatı değil; kimlik, aidiyet ve kendini bulma üzerine oldukça kişisel bir yüzleşme.

Ecem Erkek’in tek başına kurduğu bu dünya, hem çok tanıdık hem de şaşırtıcı derecede samimi. Çocukluk anıları, aile dinamikleri ve iç sesler; şarkılarla iç içe geçerek sahnede canlı bir hafızaya dönüşüyor.
Oyun ilerledikçe, “kara kız” sadece bir karakter olmaktan çıkıyor. Bir dönemin, bir hissin, hatta belki herkesin içindeki o kırılgan parçanın temsiline dönüşüyor.
Gülümseten anların hemen ardından gelen o küçük düğüm hissi… İşte tam olarak burada yakalıyor seni.
Tarih: 6 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Ağaçlar Ayakta Ölür
Bazı hikayeler vardır; gerçek ile kurgu arasındaki çizgiyi bilinçli olarak bulanıklaştırır. “Ağaçlar Ayakta Ölür”, tam olarak böyle bir yerde duruyor.

Bir ailenin yıllar önce yaşadığı kaybın ardından kurduğu “koruyucu gerçeklik”, torunla yeniden karşılaşma ihtimaliyle sarsılıyor. Bu karşılaşma, yalnızca bir buluşma değil; yıllarca ertelenmiş bir yüzleşmenin başlangıcı.
Oyunun en güçlü tarafı, duyguyu dramatize etmeden anlatması. Sade ama derin bir anlatım var. Her sahne, izleyicinin içine yavaş yavaş yerleşiyor.
Ve en sonunda şu soruyla baş başa bırakıyor:
Gerçek her zaman bilinmeli mi?
Tarih: 6 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Salih Bademci ile Sesler
Sesler… hayatımız boyunca fark etmeden biriktirdiğimiz, ama aslında kim olduğumuzu şekillendiren en güçlü izler.

Salih Bademci, bu oyunda sesi bir hafıza alanı olarak ele alıyor. Çocukluktan bugüne uzanan anlatı, bir sunum gibi başlıyor ama giderek daha kişisel ve daha derin bir hikayeye dönüşüyor.
Sahne, bir kayıt stüdyosuna dönüşüyor. Ama kaydedilen şey yalnızca ses değil; duygular, anılar ve geçmiş.
İzlerken fark ediyorsun: bazı sesler hiç kaybolmaz. Sadece unutulmuş gibi yaparız.
Tarih: 6 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Hadi Öldürsene Canikom
Aziz Nesin’in o keskin, ironik dili… bu oyunda yine tam yerinde ve tam dozunda.
İki yaşlı kadının yalnızlıkla kurduğu ilişki, bir yandan çok tanıdık bir yandan da absürt derecede komik. Ama oyunun gücü tam da burada: güldürürken rahatsız ediyor.

Rutubetli bir bodrum katında geçen hikaye, dış dünyadan kopmuş gibi görünse de aslında oldukça politik ve insani bir yerde duruyor.
Yalnızlık, yaşlılık ve hayata tutunma hali… hepsi ince ince işleniyor.
Tarih: 7 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
İyi Değilim Ama Anlatacak Kadar Da Kötü Değilim
Modern ilişkiler… hızlı, kırılgan ve çoğu zaman yüzeyde.
Bu oyun, tam da bu kırılgan yapının içine giriyor. Mine ve Memo’nun ilişkisi üzerinden ilerleyen hikaye, dijital çağın duygusal yüklerini sahneye taşıyor.

Tüketim alışkanlıkları, aile mirası ve bireysel yalnızlık… hepsi bir ilişki içinde patlıyor.
Dil sert ama gerçek. Mizah var ama altı oldukça karanlık.
İzlerken “biz de böyleyiz” dediğin anlar çoğalıyor.
Tarih: 7 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Devlerin Savaşı
Sanat dünyasının en büyük rekabetlerinden biri sahnede: Karajan ve Bernstein.
Ama bu sadece bir rekabet hikayesi değil; aynı zamanda iki farklı dünya görüşünün çarpışması. Avrupa’nın disiplinli yapısı ile Amerika’nın özgür ruhu karşı karşıya geliyor.

Oyun, biyografik bir anlatının ötesine geçerek sanatın doğasını sorguluyor.
Hayranlık ile kıskançlık arasındaki o ince çizgiyi oldukça net bir şekilde gösteriyor.
Tarih: 7 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Güldür Güldür Show
Bazen ihtiyacımız olan tek şey iyi bir kahkaha. Ama bu gösteri, sadece güldürmekle kalmıyor; gündelik hayatı yeniden yorumluyor.
Aile, ilişkiler, teknoloji, sosyal hayat… hepsi sahnede eğlenceli bir filtreden geçiyor.
Skeç yapısı hızlı, tempo yüksek. İzlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun.
Şehrin yoğun temposunda nefes almak için iyi bir seçenek.
Tarih: 8 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Othello Sendromu
Kıskançlık… zaman değişse de değişmeyen duygulardan biri.
“Othello Sendromu”, bu duyguyu modern bir karakter üzerinden yeniden kuruyor. Shakespeare’in evreni ile günümüz arasında kurulan bağ oldukça güçlü.

Absürt ama tanıdık bir anlatım var. İzlerken hem gülüyor hem de rahatsız oluyorsun.
Çünkü anlatılan şey aslında çok tanıdık: kontrol edilemeyen duygular.
Tarih: 8 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kürk Mantolu Madonna
Bazı hikayeler vardır, ne kadar anlatılırsa anlatılsın eksik kalır.
“Kürk Mantolu Madonna” tam olarak böyle bir metin.

Raif Efendi’nin iç dünyası, sahnede son derece sade ama etkileyici bir dille anlatılıyor. Maria Puder ile kurduğu bağ, yalnızca bir aşk değil; bir varoluş biçimi.
Oyun, yüksek sesle değil, içten içe etkiliyor.
Ve salondan çıktığında o duygu seninle kalıyor.
Tarih: 8 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Fırat Tanış ile Gelin Tanış Olalım
Bu oyun, klasik bir tiyatro anlatısından çok bir ritüel gibi.
Türküler, sözlü kültür ve sahne performansı iç içe geçiyor. Fırat Tanış, sahnede tek başına ama aslında çok sesli bir dünya kuruyor.
Anlatı ilerledikçe sahne ile seyirci arasındaki sınır inceliyor.
Bir noktadan sonra izlemiyorsun; dahil oluyorsun.
Tarih: 8 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Tolgshow
Doğaçlama… ama kontrolsüz değil.
Tolga Çevik sahnede her an yeni bir hikaye kuruyor.

“Yönetmen”in yönlendirmeleriyle ilerleyen gösteri, her akşam farklı bir deneyime dönüşüyor.
İzleyici sadece seyirci değil; hikayenin bir parçası.
Enerji yüksek, tempo hızlı, sürpriz bol.
Tarih: 9 Nisan
Saat: 21:00
Bilet almak için tıklayın.
Samanyolu’nu Bilir Misiniz?
Bazen bir hikaye, mekandan bağımsızdır. Zamanın da ötesindedir. “Samanyolu’nu Bilir Misiniz?” tam olarak böyle bir anlatı kuruyor.

Savaşın gölgesinde kimliğini yitirmiş bir adam ile hayatın yönünü bambaşka bir noktaya savurmuş bir doktorun yolları kesişiyor. Ama bu kesişme, bir tesadüf değil; bir arayışın sonucu.
Oyun, insanın kendi iç ışığını fark etmesi üzerine kurulu. Şiirsel bir dil kullanıyor ama duygusu son derece gerçek. Sahne sade, anlatı derin.
İzlerken zaman yavaşlıyor. Ve bir noktada, hikaye seni kendi hayatına doğru çekiyor.
Tarih: 10 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kadın Kafası
İlişkiler… çoğu zaman karmaşık, çoğu zaman yanlış anlaşılmış.
“Kadın Kafası”, bu karmaşayı mizah üzerinden çözüyor. Dört kadının bir akşam sohbeti üzerinden ilerleyen hikaye, aslında hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylemediği şeyleri ortaya döküyor.

Oyun hızlı, dinamik ve oldukça tanıdık. Diyaloglar gerçek hayattan alınmış gibi.
Gülüyorsun çünkü tanıdık.
Düşünüyorsun çünkü gerçek.
Tarih: 10 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kumarbaz
Tutku, bağımlılık ve yavaş bir çöküş…
“Kumarbaz”, insanın kendi zaaflarıyla kurduğu tehlikeli ilişkiyi sahneye taşıyor. Rulet masası, bu hikayede sadece bir oyun alanı değil; bir metafor.

Her dönüşte biraz daha kaybolan bir karakter izliyoruz. Ama en çarpıcı olan şey şu: o kayboluşu durduramıyor.
Oyun, izleyiciyi doğrudan içine çeken bir anlatı kuruyor. Mesafe yok.
Tarih: 10 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası: Metres Gazino Geccesi
Tiyatro, eğlence ve gizem aynı sahnede birleşiyor.

Bu oyun, klasik bir sahne deneyimi sunmuyor. Seyirciyi doğrudan hikayenin içine dahil eden interaktif bir yapı var. Gazino atmosferi, müzik ve cinayet teması birleşince ortaya oldukça farklı bir deneyim çıkıyor.
Seyirci yalnızca izlemiyor; oyunun bir parçası oluyor.
Tarih: 11 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Mercaniye Çok Yaşa
Absürt, müzikal ve oldukça politik…
“Mercaniye Çok Yaşa”, Osmanlı’nın son dönemini bir gemi metaforu üzerinden anlatıyor. Ama bu anlatı tarihsel bir hikaye olmanın çok ötesinde.

“Memleket” kavramı, oyun boyunca sürekli sorgulanıyor. Mizah var ama alt metin oldukça sert.
Sahne dili yaratıcı, anlatı katmanlı.
Tarih: 12 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
On Yıl Sonra
Geçmişle karşılaşmak… çoğu zaman düşündüğümüzden daha zor.
“On Yıl Sonra”, bir akşam yemeği etrafında gelişen hikayesiyle izleyiciyi zamanın içinde bir yolculuğa çıkarıyor. Eski aşklar, yarım kalmış hikayeler ve “keşke”ler…

Oyun hem eğlenceli hem duygusal.
Bir yandan güldürürken bir yandan düşündürüyor.
Ve sonunda o soruyu bırakıyor:
Gerçekten geri dönebilseydin neyi değiştirirdin?
Tarih: 13 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Baba
Zaman… her şeyi yavaş yavaş silen bir güç.
“Baba”, hafızanın parçalanması üzerinden ilerleyen son derece dokunaklı bir hikaye anlatıyor. Gerçek ile hayal arasındaki sınırlar eridikçe, izleyici de karakterle birlikte kayboluyor.

Bu bir hastalık hikayesi değil.
Bu, hatırlamanın ve unutmanın hikayesi.
Sade ama çok güçlü.
Tarih: 13 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Cimri
Bir klasik… ama tamamen güncel.
Moliere’in “Cimri”si, Semaver Kumpanya yorumuyla sahnede yeniden hayat buluyor. Serkan Keskin’in performansı, karakteri hem komik hem rahatsız edici kılıyor.
Para, güç ve insan doğası…
Hepsi bu hikayede keskin bir mizahla ele alınıyor.
Klasik ama hiç eskimiyor.
Tarih: 13 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Birbirimizi Hiç Göremeyecekmişiz
Çocukluk, dostluk ve büyümek…

Bu oyun, hafif gibi başlayan ama derinleşen bir anlatı kuruyor. Kahkaha ile başlayan hikaye, yavaş yavaş daha duygusal bir yere evriliyor.
İzlerken kendini hatırlıyorsun.
Geçmişini. Arkadaşlıklarını. Değişimini.
Tarih: 14–29 Nisan
Saat: 19:00 / 21:00
Bilet almak için tıklayın.
Grease Müzikali
Enerji, müzik ve sahne şovu…
“Grease”, klasik hikayesini bu kez büyük bir prodüksiyonla sahneye taşıyor. Danslar, kostümler ve canlı performanslar izleyiciyi içine çekiyor.

Bu bir tiyatrodan çok bir deneyim.
Tarih: 14 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali’nin derin ve sarsıcı metni sahnede yeniden hayat buluyor.

İnsanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesi…
Oyun tam olarak bunu anlatıyor.
Duygusal olarak ağır ama etkileyici.
Tarih: 14 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Aydınlıkevler
Sıradan bir hayat… ama aslında hiç de sıradan değil.

“Aydınlıkevler”, küçük bir ailenin hikayesi üzerinden büyük bir toplumsal tablo çiziyor. Mizah ve hüzün iç içe.
Çok tanıdık.
Çok gerçek.
Tarih: 14 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Metot
Bir iş görüşmesi… ama bildiğimiz gibi değil.
“Metot”, dört adayın bir pozisyon için yarıştığı ama giderek psikolojik bir teste dönüşen süreci anlatıyor.
Gerilim yüksek.
Tempo hızlı.
İzlerken sen de o odadaymış gibi hissediyorsun.
Tarih: 14 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Gırgıriye Müzikali
Nostalji, müzik ve büyük bir sahne şovu…
“Gırgıriye”, eski mahalle kültürünü modern sahne diliyle buluşturuyor. Renkli, eğlenceli ve oldukça enerjik.

Tam anlamıyla bir sahne şöleni.
Tarih: 15 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kahvaltıya Kalsana
Bir sabah… ama aslında bir dönemin hikayesi.
“Kahvaltıya Kalsana”, üç kişilik sade yapısına rağmen oldukça katmanlı bir anlatı kuruyor. Devlet memuru Nurettin Kavak ile genç bir kadın olan Burcu’nun karşılaşması, yalnızca bireysel bir hikaye değil; aynı zamanda toplumsal bir dönüşümün de yansıması.

Bir yanda eski değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir karakter, diğer yanda hayatın ortasında yönünü bulmaya çalışan genç bir kadın… Bu iki dünya çarpıştığında ortaya hem komik hem de dokunaklı bir hikaye çıkıyor.
Oyun, güldürürken aslında oldukça naif bir yerden umut anlatıyor. Değişmenin, dönüşmenin ve birbirini anlamanın mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Sade ama etkili. Küçük bir hikaye gibi başlıyor, büyük bir duyguyla bitiyor.
Tarih: 15 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat
Tek bir karakter, tek bir zaman dilimi… ama çok yoğun bir anlatı.

Bir kadının 24 saatlik içsel yolculuğu, sahnede güçlü bir performansla hayat buluyor.
Yoğun, sade ve etkileyici.
Tarih: 16, 20, 27 Nisan
Saat: 16:00
Bilet almak için tıklayın.
Kirli Sepeti
Sahne bu kez oyuncuların kendisine ait.
Gerçek hikayeler, anılar ve sahici anlar…
“Kirli Sepeti”, klasik tiyatro kalıplarının dışına çıkıyor.
Samimi, eğlenceli ve gerçek.
Tarih: 16 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Hamlet
Bir klasik… ama bu kez tek kişilik bir anlatı.
“Hamlet”, bu yorumda daha içsel, daha karanlık ve daha kişisel bir hale geliyor.
Sahne sade, metin güçlü.
Ve o soru yine orada:
Olmak mı, olmamak mı?
Tarih: 16 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Cambazın Cenazesi
Geçmişle hesaplaşmak bazen en beklenmedik anlarda çıkar karşına. “Cambazın Cenazesi”, çocukluk anılarıyla bugünün gerçekliğini iç içe geçirerek izleyiciyi duygusal bir yüzleşmeye davet ediyor.

Ünal Yeter ve Bülent Seyran’ın sahnedeki uyumu, hikayeyi hem sıcak hem de etkileyici kılıyor. Anlatı bir yandan tanıdık bir geçmişe götürürken, diğer yandan bugünün kırılganlıklarını görünür kılıyor.
Gülümseten anların hemen ardından gelen o iç sızı hissi… oyunun en güçlü tarafı burada.
Tarih: 17 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Nilgün Belgün ile Aşk ve Komedi
Hayatın içinden, filtresiz ve sahici…
Nilgün Belgün, bu gösteride kendi hikayesini sahneye taşıyor. Ama bu sadece bir anlatı değil; müzik, dans ve anılarla kurulan canlı bir deneyim.

Bazen güldüren, bazen hüzünlendiren bu performans, izleyiciyle doğrudan bir bağ kuruyor.
Samimi ve içten.
Tarih: 18 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Alper Kul ile Çok Tatlı Bi Hikaye
İsmi hafif, hikayesi düşündüğünden daha derin.
Alper Kul’un sahnedeki anlatımı, gündelik hayatın içinden çıkan o küçük ama önemli detayları görünür kılıyor. Evlilik, ilişkiler, arkadaşlıklar…
Gülüyorsun.
Sonra bir anda durup düşünüyorsun.
Tarih: 18 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Don Quixote
Hayal ile gerçek arasındaki o ince çizgi…
“Don Quixote”, sahnede büyük bir prodüksiyonla hayat buluyor. Dev kadro, etkileyici dekor ve güçlü anlatım birleşince ortaya büyüleyici bir deneyim çıkıyor.
Bu sadece bir hikaye değil; bir dünya.
Tarih: 20 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kutular
Bazı duygular vardır, açılmayı bekler.
“Kutular”, tam olarak bu saklı kalanların hikayesi.

Bir gecce boyunca iki karakterin arasında gelişen sohbet, giderek daha derin bir bağa dönüşüyor. Geçmiş, yalnızlık ve aşk…
Sade ama çok etkili bir anlatı.
Tarih: 21 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin
Aile… en tanıdık ama en karmaşık yapı.

Bu oyun, aile ilişkilerini hem sert hem mizahi bir dille ele alıyor. Figen’in hikayesi üzerinden ilerleyen anlatı, geçmişle yüzleşmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Gerçek, komik ve zaman zaman sarsıcı.
Tarih: 21 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Bundan Daha İyi Nasıl Olur?
Modern flört dünyası sahnede.
Hızlı randevu konsepti üzerinden ilerleyen oyun, günümüz ilişkilerinin tuhaflığını eğlenceli bir dille ele alıyor.

Gülüyorsun çünkü tanıdık.
Düşünüyorsun çünkü gerçek.
Tarih: 24 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Hayal Satıcısı
Kadınlık, toplum ve görünmeyen baskılar…
“Hayal Satıcısı”, oldukça sert bir metin. Ama bu sertlik, gerçekliğinden geliyor.

Bir kadının hikayesi üzerinden kurulan anlatı, izleyiciyi doğrudan yüzleşmeye davet ediyor.
Sarsıcı ve güçlü.
Tarih: 24 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Bir Baba Hamlet
Tiyatro içinde tiyatro… ve bolca kaos.

İki oyuncunun Hamlet sahneleme çabası, kısa sürede komik bir felakete dönüşüyor. Ama bu felaket, tiyatronun büyüsünü ortaya çıkarıyor.
Eğlenceli, hızlı ve zekice.
Tarih: 24 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Satıcının Ölümü
Bir klasik… ama hâlâ çok güncel.
Willy Loman’ın hikayesi, başarı, hayal ve gerçeklik arasındaki çatışmayı güçlü bir şekilde sahneye taşıyor.

Halit Ergenç’in performansı, bu kırılgan karakteri son derece etkileyici kılıyor.
Sarsıcı, gerçek ve unutulmaz.
Tarih: 24 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Kanlı Kabare
Gecce, müzik ve kaos…
“Kanlı Kabare”, eğlence ile gerilimi aynı sahnede buluşturuyor. Hikaye ilerledikçe atmosfer daha da yoğunlaşıyor.
Sürükleyici ve karanlık.
Tarih: 25 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Hatıram Yeter
Kendi hayatını sahneye taşımak cesaret ister.
Toygan Avanoğlu, bu gösteride hem güldürüyor hem de içten içe dokunuyor. Stand-up ile tiyatro arasında bir yerde duran anlatı, oldukça samimi.
Bir nevi sahnede terapi.
Tarih: 25 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Jekyll & Hyde
İnsan doğasının iki yüzü…

Bu klasik hikaye, sahnede güçlü bir görsellikle hayat buluyor. İyilik ve kötülük arasındaki o ince çizgi, oldukça etkileyici bir şekilde işleniyor.
Atmosfer yoğun, anlatı karanlık.
Tarih: 26 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Deli Misin Sen?
Gerilim ve mizah bir arada.
İki karakterin beklenmedik karşılaşması, hızla karmaşık bir hikayeye dönüşüyor. Oyun boyunca gerçek ile yalan sürekli yer değiştiriyor.

Eğlenceli ama zekice.
Tarih: 27 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Eşyanın Tabiatı
Gizemli bir iş görüşmesi…
Ama işler hızla değişiyor. Oyun, izleyiciyi sürekli şaşırtan bir yapıya sahip.

Ne olduğunu çözmeye çalışırken içine çekiliyorsun.
Tarih: 27 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Zengin Mutfağı
Tarih, mutfağın içinden anlatılıyor.

15-16 Haziran olayları, bu kez bir evin içinden sahneye taşınıyor. Mizah ve politika iç içe.
Çok tanıdık, çok güçlü.
Tarih: 27 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Elma, Labrador, Çimen
Hafıza ve aşk…
Alzheimer ile mücadele eden bir adam ve ona eşlik eden bir kadın. Hikaye basit ama etkisi derin.

İzlerken sessizleşiyorsun.
Tarih: 28 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Leyla ile Mecnun Değil
Aşkın en tuhaf hali…

Bir cenaze, iki insan ve yarım kalmış bir ilişki. Hikaye hem komik hem hüzünlü.
Denge çok iyi kurulmuş.
Tarih: 30 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Dublörün Dilemması
Absürt, hızlı ve sürprizlerle dolu.
Murat Menteş’in dünyası sahnede hayat buluyor. Hikaye sürekli yön değiştiriyor.
Eğlenceli ve beklenmedik.
Tarih: 30 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
Erkek Aklı Oksimoron
İlişkiler, bu kez erkek perspektifinden…
Emre Karayel’in enerjik performansı, oyunu oldukça dinamik kılıyor. Mizah ön planda ama altı dolu.

Hafif başlıyor, düşündürerek bitiyor.
Tarih: 30 Nisan
Saat: 20:30
Bilet almak için tıklayın.
İkinci Perdenin Başı
Hayatta bazı anlar vardır; küçük gibi görünür ama aslında her şeyi belirler. “İkinci Perdenin Başı”, tam olarak böyle bir eşikte duran bir karakterin hikayesini anlatıyor.
Muhsin… genç, umutsuz ve bir o kadar kırılgan. Hayatında hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir anda, ünlü bir yönetmenin seçmesine katılma fırsatı yakalıyor. Ama asıl gerilim burada başlıyor: içeri girip girmemek.

Oyun, yalnızca bir seçme hikayesi değil. Bu bir var olma meselesi. Bir adım atmanın, ya da atmamanın hayatı nasıl değiştirebileceğini anlatan güçlü bir iç yolculuk.
Sahne dili sade ama duygusu yoğun. İzleyici, Muhsin’in kararsızlığıyla birlikte kendi hayatındaki o kritik anları hatırlıyor. Çünkü hepimizin bir “ikinci perde”si var.
Ve bazen en zor olan, o perdeyi açmak.
İkinci Perdenin Başı: İnsan Olmanın En Sessiz Mücadelesi
Tarih: 30 Nisan
Saat: 20:00
Bilet almak için tıklayın.












