gecce-

Avrupa sosyetesi nerede?

Bu makalede

Paylaş

Lafı uzatmayalım, ülkemizde sosyete15 gün okul sömestre tatili olunca gecelik uçuk rakamlar ödeyerek ülkemizde kar tatiline gitti. Bana göre saçma rakamlar ödendiği için ben de bakayım Avrupa sosyetesi nerede, ne yapıyor, ne yiyor, ne içiyor diye merak ettim.

Tüm araştırmalarım İsviçre st.Moritz de oldukları sonucuna beni getirdi.

Ben de atladım yollara koyuldum.

Şimdi St.moritz anlatmadan önce aslında İsviçre Alplerinden hatırladığımız HEIDI’yi sizinle tekrar tanıştırmak isterim.

TRT’den hatırladığımız HEIDI teyzenin elini öpmeye gittim .Sizlere çok selamları var.

Aslında ilk tanıdığımız ;Heidi, beş yaşında tatlı bir kız çocuğu idi. Bir yaşında annesini ve babasını kaybetmesi üzerine, beş yaşlarına kadar teyzesinin yanında kalmış idi. Fakat teyzesi Dete, güzel bir iş fırsatı yakaladığı için onu dedesinin yanına bırakmak zorunda kalmıştı. Dedesi, insanlardan ayrı olan, köyden uzakta bir kulübede yaşamaktaydı. Heidi dedesini, kulübeyi, doğayı ve oradaki keçileri çok severdi. Burada Peter adında bir de arkadaşı olur ve birlikte güzel vakit geçirirler. Peter, kasabada annesi ve gözleri görmeyen ninesiyle birlikte yaşayan bir keçi çobanıdır.

Şimdi hatırladınız değil mi ? İşte onların kasabasına uğradım.

Baktım orası beni kesmedi bir de Milka Çikolata daki mor inek nerede dedim. Bir de onu bulmak için yine yollara koyuldum. Milka hikayesi ;

1819 yılında da İsviçre’ nin ilk çikolata fabrikası üretime başlar. Milka markasını geliştirecek İsviçreli PhilippeSuchard’ ın içilecek kıvamdaki ilk çikolata üretimi de 1825 yılına rastlamaktadır. Suchard, 1884 yılında 87 yaşındayken gözlerini kapadığında, şirketi üretiminin büyük kısmını Almanya’ da gerçekleştirmektedir.

Bugün kullanmakta olduğumuz çikolata tabletlerini ise ilk kez 1847 yılında İngilizler piyasaya sürerler. Fakat çikolata üretimindeki asıl dönüm noktası İsviçrelilerin 1875 yılında “Sütlü Çikolata” üretmeyi başarmalarıdır. Önce HenriNestlé süt tozunu üretir, ardından da Daniel Peter sütlü çikolatayı… 1901 yılında da mor paketli ve inek resimli ilk MİLKA çikolatası piyasaya çıkar. Bu yeni ürünü rakiplerinden ayıran en önemli özelliği, üretiminde saf kakao ve Alp dağlarının taze sütünün kullanılmasıdır. Zaten marka da, almanca süt anlamına gelen MILch ile Kakao’ nun bir araya getirilmesinden oluşturulmuştur. Suchard firmasının “Velma” ve “Noisettine” markalı farklı ürünleri de bulunmaktadır, ama Milka kalitesi ile ön plana geçer. Çikolata geliştirilen üretim metodları ve düşürülen fiyatı ile lüks ürün kategorisinden çıkıp, her yaş ve gelirden tüketicilere hitap eden bir lezzet haline gelir.

Milka reklamlarının mor renkli ilk starı, Bern şehri yakınlarındaki Simmenthal’ de yaşayan çiftçi WernerKuhnen’ in “Adelheid” isimli ineği olur. 800 kiloluk bu yıldızın seçiminde, düzgün boynuzları, bakımlı vücudu, iri memeleri ve geniş beyaz tüylü anlı etkili olur. Adelheid her çekim için 500 – 800 İsviçre frangı kazanır. Çekimler için ineğin sadece görünen tarafı, bir veteriner gözetiminde mor boya ile renklendirilir ve bir şablon yardımıyla ürünün adı püskürtülür. Eğer çevredeki otlar solmuşsa, çevreye bir kompresör ile yeşil gıda boyası püskürtülür. Gerçek starlara hizmet veren makyözler, bazen yıldıza Chanel ürünleri ile makyaj yapmak zorunda kalırlar. Birkaç saniyelik çekimin hazırlıkları bazen günler sürer. İneğin kameraya bakmasını sağlamak için bir görevli, kameranın arkasında bir şemsiyeyi binlerce kez açıp kapayarak hayvanın ilgisini çekmeye çalışır. Kimi zaman ineğin boynuna bir çiçek çelengi asmak gerektiğinde, Adelheid kapris yapar ve çekimleri yarıda bırakıp, ahırına çekilir. Bu cüssedeki bir hayvanı fikrinden caydırmak da oldukça zor olmaktadır…

1984 – 1990 yılları arasında Milka’ nın modelliğini üstlenen “Schwalbe” yani Kırlangıç isimli inek ise, modellerin en ünlüsü olur. Çünkü Milka başka bir inekle çalışmaya başladığında, sahibi artık verimli olmadığı için kendisini kasaba teslim etmeye karar verir. Bir şekilde gazetecilerin kulağına giden bu haber, Alman Bild gazetesinde yayınladığında halkta bir infial yaratır ve protestolara sebep olur. Bunun üzerine Milka’ nın marka yöneticileri devreye girerek, Schwalbe’ nin sahibine inek için, aylık 400 Mark emekli maaşı bağlamak suretiyle, hayvanı kesilmekten kurtarabilirler.

Bu yolculukta derler ya :Mutluluk varacağın bir istasyon değil bir yolculuk şekli …

Ben de  Zürih ‘den atladım bir trene stMoritz e gidene kadar bu ALP dağlarından yaşanan hikayelerin gerçek  yaşanmışlık noktalarını izleye izleye görme imkanım oldu .

Şimdi benim ilgimi çeken bir nokta da GASTRONOMİ TRENİ vagonunda seyahat etmiş olmam .Bence bu inovatif bakış açıları çok önemli.Dünya nerede biz neredeyiz veya Gastronominin önemini yıllarca anlatmak yerine  seyahat ettiğim ve Dünya sosyetesininin bindiği bir trende vagonda bunu deneyimlemek benim için çok kıymetli idi.

Şimdi gelelim St.Moritz’e uzanan duraklar da önemli bir nokta daha mevcut .O da DAVOS .Baktım güzel ama benim için Davos bitmiştir.Bir daha da gitmem .Beni ilgilendiren yer siyaset değil gastronomi .

Tren yolculuğumun  3 saatlik sürecinde 80 yaşında ve 8 yaşında kayak takımları ile inen ve binen pekçok İsviçreli ‘yi görünce biz hayatın neresini yaşıyoruz diye kendimizi sorgulama imkanı oldu .

Şimdi gelelim TOP OF THE WORLD ST. MORITZ e .Evet ben yazmadım onların sloganı bu.

Burası 1800 lü yıllardan beri  Avrupa’nın  sosyetesinin takılma noktası olmuş.Ben İzmir Karşıyakalı sıcak ülke çocuğu olarak nesillerden beri Çeşme de şortla  surf ile takılırken ,buradaki İsviçreliler kar sporları ile meşgul olmaya devam etmiş .Sosyalleşme konusunda top nokta burası olmuş .

Hani akşam otelinize giderken markete gideyim bir su alayım ,minibara para vermeyeyim mantığı vardır ya ; burada yok..Markette Şampanya ve havyar ve geyik eti satılıyor.Havyar köşesi var .Tadım yapabiliyorsun .Burada çıta yüksek .Ben trenle geldim diye çok mutluyum ama buraya normalde  özel uçak ile geliniyor .

Neyse moral bozmadan tüm gastronomik mekanları gezdim .İndiğim anda şu dikkatimi çekti ,tüm gastronomik mekanlar İtalyan lar tarafından ele geçirilmiş.En popüler mekanlarda yine İtalyan yemekleri satılıyor.

Ben manzarası ve tarih içermesi açısından KULM HOTEL den pek çıkmadım.Sebebi oranın Pera Palası…Ortam güzel yemekler güzel ,farklı restoranlar var neden çıkayım .Pasta saatinde orada cam kenarında oturup kahve elmalı tart yemek bence yapılacak en iyi hareket …

Görgüsüz zenginler için dışarda farklı oteller olsa da burası bana daha çok uydu.

Kayak yapmayan ama yeme içmeyi seven eski spocuların kupalarına baksan mekanları gezsen burada 2 gün geçer .

Şimdi gelelim bölgenin tarihine ;

Saint Moritz dünyanın en eski kış sporları merkezlerinden birisidir ve senede 322 gün güneş alması ile ünlüdür. Termal kaplıcaları, sarayı, donmuş göl üzerinde oynanan polosu ve kumarhanesi ile 1864’ten beri dünyanın yüksek sosyetenin çekim merkezi olmuştur.

St.Moritz kaynakları yakınlarında bulunan Bronz Çağı’ndan kalma adaklar, iğne ve kılıçlar buraların İÖ 3000 yıllarında biliniyor olduğunu göstermektedir. St.Moritz yazılı kaynaklarda ilk olarak 1137-39 aralarında ad sanctumMaricium olarak geçmektedir.Kasabanın ismi Ortodoks Koptik kilisesi ve Roma Katolik kilisesi tarafından aziz kabul edilen Aziz Mauritius’den gelmektedir. Hacılar Mauritius kaynaklarından çıkan sudan içip sağlık bulmak için buraya seyahat etmişlerdir. 1519 yılında papa X.Leo kaynağın yanında bulunan kiliseye hacca gidenlerin tamamen tüm günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. 16.yy civarında buradaki mineralli kaynak suları üzerine ilk bilimsel çalışmalar yapılmıştır. 1535 yılında ünlü şifacı Paracelsus St.Moritz’e gelip kalmıştır.

Kış turizminin başlaması 1864 yılında kurulan St.Moritz oteline dayanır. Otelin sahibi JohannesBadrutt yazın otele gelen 4 İngiliz misafir ile bir bahse girer: misafirlere kışın geri gelmelerini eğer ziyaretlerinden hoşlanmazlarsa Londra’dan St.Moritz’e olan gidiş dönüş yol masraflarını karşılayacağını söyler.Bu sadece St.Moritz’de değil tüm Alplerde kış turizminin başlamasını sağlar. İsviçre’nin ilk turist bürosu da aynı yıl bu kasabada kurulur. İsviçre’deki ilk elektrikli aydınlatmayı da 1878’de Kulm oteli yapmıştır. Aynı otel Avrupa’nın ilk curling turnuvasını da 1880’de yapmıştır. Avrupa’nın ilk buz pateni şampiyonası 1882’de, ilk kızak yarışı da 1890’da bu kasabada yapılmıştır. Alplerdeki ilk golf turnuvası da yine burada 1889 yılında yapılmıştır. İsviçre’nin ilk kayak okulu 1929’da St.Moritz’de açılmıştır.

St.Moritz 1928 yılında 1928 Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmıştır. Daha sonra 1948 Kış Olimpiyatları burada yapılmıştır. St.Moritz 20’den fazla FIBT Dünya Şampiyonasına, 1934,1974 ve 2003 FIS Alpine Ski Şampiyonasına ve 40’ın üzerinde Engadin Ski maratonuna ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca 1979’da donmuş gol üzerindeki bir golf şampiyonası yapılmıştır. 1985’ten beri Şubat ayında bir polo ve kriket turnuvası yapılmaktadır. Yelkencilik ve dünya rüzgâr sörfü şampiyonası da burada yapılmıştır.

Özetle bu hafta ülkemizde kar tatili yapılan bölgelerde  saçma sapan rakamlar ile tatil yapmaya çalışmak ve açık büfeden yemek alma çabası yerine Dünya’nın en önemli tatil kasabasında tatil yapıp fiyatları kıyaslama imkanım oldu .

Sonuç her anlamda (gerek kültürel zariflik ) gerekse gastronomik deneyimler gerekse yemek ve konaklama fiyatları anlamında stMoritz tercih ederim .

Bu haftalık beden bu kadar kalın sağlıcakla …

Etiketler