gecce-

Tiyatronun melekleri sahnede!

Bu makalede

Paylaş

 

 Sanırım en çalışkan tiyatro  Tiyatrokare, İstanbul  yerleşkeli olmasına rağmen her an Türkiye’nin her bir  yerinde sahnesini açıyor bu nedenle Nedim Saban ve ekibini kutluyorum.

Hafta içi gerçekleşen kutlamada  bir  dönemin en popüler dizilerinden Charlie’nin Melekleri’ne benzetti Nedim Saban sanatçıları  Melek Baykal, Suna Keskin ve Nevra Serezli’yi tabii ki kendisini  de Bosley’e. Çok doğru bence.

Ve bu yıl 32. yılında sahnede Tiyatrokare!

 

Bu sıralar yıllardır  kapalı gişe oynanan  ‘Ahududu’, ‘Ağaçlar Ayakta Ölür’, ‘Veda’ ve repertuara yeni alınan ‘Annem Hep Derdi Ki’ oyunlarını seyircileriyle buluşturan ‘Tiyatrokare’  Nişantaşı’nda bulunan Feyziye Mektepleri Vakfı ile özel bir birlikteliğe adım attı. Tiyatrokare oyunları bundan böyle haftasonları düzenli olarak FMV Işık Okulları Nişantaşı Yerleşkesi Muvaffak Benderli Salonu’nda seyirciyle buluşacak.

Hafta içi 32 yılını kahvaltı ile kutlayan Tiyatrokare’nin  bu anlamlı gününde “Tiyatokare’nin üç farklı kuşağa ait 30 oyuncusu, teknik ekip ve basın mensupları şahit oldu.

Feyziye Mektepleri Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Zeynep Sezerman, Tiyatrokare Yönetmeni Nedim Saban ve Tiyatrokare’nin usta isimleri Suna Keskin, Nevra SerezliMelek Baykal’ın yanında   Aziz Sarvan, Renan Bilek, Ayşe Erbulak, Tuğrul Arsever, Ecmel İs gibi kıdemli isimleri, uzun süredir Tiyatrokare ailesinde bulunan  Bülent Seyran, Meral Asiltürk, Birol Engeler, Fatih Gülnar gibi  değerli oyuncular, Tiyatrokare’ye yeni katılan Ege Kökenli, Leyla Feray gibi televizyon starlarının yanısıra, Tiyatrokare sahnelerinde alkışlanan Cem Güler,  Önder Atakanlı, Müge Kement, Özgür Yetkinoğlu, Emre Ozan, Murat Turhan, Zeynep Sevi Yılmaz, Alişan Özkan,  Murat Şahan, Gizemnur Topaloğlu, Gizem Çayhanoğlu vardı.

Tiyatrokare’nin kurucusu, yönetmeni ve usta oyuncusu Nedim Saban, konuklarını geçmişe götürdü.

“32 yılda 75 oyun oynamışız 3,5 milyon seyirciyle buluşmuşuz”

Saban “Ustalarım, arkadaşlarım, sayın basın mensupları bu an benim için çok heyecan verici bir an. Sizinle birlikte 50 yıl öncesine gitmek istiyorum. 50 yıl önce anaokulundayken bu sahnede oynadığım oyunda, anneannem yoksul bir çocuğu oynamam için kostümüme yama yapmıştı. Ama o yama içime sinmemişti. Ben kendim yırtmıştım. O zamanlardan metot oyunculuğunu keşfetmiştim yani!  Ertesi yıl anaokulunda oynadığım oyunu bir başkası oynayınca anneme arkadaşları, senin oğlun  daha iyi oynamıştı diye konuştuklarını duyunca, 7 yaşında Türk tiyatrosuna bela oldum. 1992 yılında Amerika’dan döndükten sonra kendi mahallemde tiyatro olsun istedim. Devlet sanatçısı  Macide Tanır, Tiyatrokare’nin açılışında oynamayı kabul etmişti, ancak salonumuz yoktu. Şu an AVM ‘ye dönüşen bir okul salonunda perde açtık, ardından Şişli’de başka bir okula sığındık. Sonra Şişli’de bir tiyatroda 8 yıl perde açtık. Ancak, daha ilk günden, bütün Anadolu’yu ve dünyayı sahne olarak seçtik.



 ‘C Takımı’  16 Şubat’ta sinemalarda!

Murat Akkoyunlu, Sera Tokdemir ve Toygan Avanoğlu’nun başrollerini paylaştıkları   ‘C Takımı’ adlı komedi filmi 16 Şubat tarihinde vizyona giriyor. Yönetmenliğini Bora Onur’un, senaristliğini Barış Başar’ın yaptığı filmi ile  sinemaseverleri kahkaha tufanına davet ediyor. 

Yapımcılığını Vahdet Erdoğan’ın yaptığı  “C Takımı”, 30 yıldır arkadaş olan altı kişinin yaşadığı maceralarını anlatıyor. .

Film Lise yıllarından beri arkadaş olan Yağmur, Murat 131, Süslü İbo, Ferdi Hoca ve Kuru Ahmet’ten oluşan C takımına eski mahalle kabadayısı hırsız Necmi de dahil olur. Ancak Necmi’yi intikam almak amacıyla gruba dahil edilen takımın planları düşündükleri gibi işlemez. Yolun sonunun nereye varacağından bihaber olan grup, kimi zaman engebeli kimi zamansa kolay geçen bu yolculukta kendilerini türlü maceraların içerisinde bulurlar.

Geçtiğimiz günlerde  Levent  Tenis Klubü içerisinde  bulunan Makaras  Restaurant’ta  gerçekleşen basın toplantısı adeta  film oyuncularının esprileri ile geçti.                                                                                                                                                                                                                    

C Takımı filminin esin kaynağının 90’lı yıllardaki haşarıların toplandığı C sınıfından geldiğini fark eden Toygan Avanoğu “ha öyle mi ben bunu bilmiyordum, baya tembeller sınıfı olarak mı geçiyoruz,” derken lisede C sınıfında olduğunu söyleyen filmin yapımcısı Vahdet Erdoğan’ın imdadına Murat Akkoyunlu yetişerek, “tembeller demeyelim de ilgisi dağınıklar diyelim,” diyerek konuyu toparlardı. 

Filmde Murat 131 karakterini oynayan Toygan Avanoğlu; “Ben çok mutluyum, değerli oyuncu arkadaşlarımla güzel  bir iş yaptık. Sette çok eğlendik, izleyenlerin de  eğleneceğini ümit ediyoruz. Çok da her şeyi anlatmayalım, izleyerek görsünler,” dedi. 

Murat Akkoyunlu, “dört haftalık bir periyotta çektik, yakında vizyona girecek heyecanlıyız,” dedi. Süslü İbo karakterini oynadığını belirten Akkoyunlu vizyona girecek film hakkında şunları söyledi: “Lisede C sınıfında okuyup birbirinden kopmayan 6 arkadaşın hikayesi anlatılıyor, aslında filmimiz bir intikam hikayesi.”

Filmin genel hikayesini yazan aynı zamanda filmin yapımcısı Vahdet Erdoğan; “C sınıfından C Takımı’na dönüşüm hikayesi. 1996 yılında başlayan bir hikaye. O dönemlerde sınıflar A,B,C diye bir ayrıma gidiyordu ve bu başarı ortalamasına göre yapılıyordu. Bu arada ben de C sınıfındaydım. Filmde 1. dakikadan 111. Dakikaya kadar tebessüm ve kahkaha garantisini verebiliyorum,” dedi. Gişe beklentisi sorulan Vahdet Erdoğan, “Bunu söylemek çok zor. Bir filmin tutma garantisi diye bir şey yok. Yüksek prodüksiyonlu filmler çakılabiliyor. Artık izleyicinin takdirine bırakıyoruz,” dedi

Filmin yönetmeni Bora Onur; “Biz C Takımı diye bir film çektik ama gerçekten A sınıfı bir film oldu. Çok güzel bir film oldu. Temposu hiç bitmeyen, aksiyonu ve kahkahası olan bir film oldu.”

Filmin senaryosunu yazan ve aynı zamanda başrolleri arasında yer alan Barış Başar, ”Greenart medya ile bu üçüncü filmimiz. Bu sefer İstanbul’da çok yoğun, aksiyon ve maceranın hiç bitmediği, çok eğlenceli geçti ama çok da yorulduk. Çekerken çok güldük. 16 Şubat’ta vizyonda olacağız. Bütün izleyicileri sinemaya destek olmaya davet ediyoruz.

‘ C Takımı’   filminde  konuk oyuncu olarak  Altan Erkekli, Turgay  Tanülkü, Dost  Elver, Aşkım Kapışmak yanında  şarkıları  ile  Çağatay  Akman ‘ rol alıyor. 5 Böcek Bir Çiçeğin hikayesi

‘ C Takımı’ seri film olma yolunda, sezonun gülme garantili filmlerinden biri.

‘ Öteki ‘ kapalı gişe !

Tepenin Ardı, Abluka, Kızkardeşler  ve  Kurak Günler filmlerini yöneten Türk Sinemasının son dönem en önemli yönetmenlerinden Emin Alper’in Dostoyevski’nin adlı aynı eserinden sahneye uyarladığı ve yönettiği ilk tiyatro oyunu olan ‘Öteki’ şu aralar çok gündemde ve kapalı  gişe.

Geçenlerde  Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde izlediğim oyunda Cem Yiğit Üzümoğlu, Erdem Şenocak, Derya Karadaş ve Gökhan Yıkılkan rol alıyorlar.

Oyunda  Deniz Göktürk Kobanbay’ın sahne, Ahmet Sesigürgil’in ışık, Okan Kaya’nın ses tasarımını oldukça başarılı.

‘Öteki’ 16 ve 17 Şubat’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 29 Şubat ve 1 Mart’ta ise Maximum Uniq Hall’da 16 Mart’ta  Caddebostan Kültür Merkezi, 18 Mart Zorlu Psm , 27  Mart Enka, 29 Mart’ta ise Maximum Uniq Hall’de  yeniden seyircisiyle buluşacak.

Tüm oyuncular keyifli ve başarılı  performas sergiliyorlar. Gökhan Yıkılhan’ı ilk defa  izledim bayağı  başarılı  buldum, her zaman beğenerek izlediğim Derya  Karadaş çok iyi bir  oyuncu  ama artık sanki artık başka  rollerde  de  mi görsek onu halen Yalan Dünya’da  bu hafta vizyona giren ‘ İyi Bir Ali Değiliz’ de aynı rolde, Şu sıralar  ‘Aşk Mevsimi ‘ adlı  vizyon filmi sinemalarda  olan Cem Yiğit  Üzümoğlu ve en özel filmlerin oyuncusu  Erdem Şenocak  çok çok iyiler.

Çok konuya girmek istemiyorum oyunun basın bülteninde ‘ Size fiziksel olarak kusursuz bir biçimde benzeyen ama karakteri sizinkinin tam zıttı olan; nefret ettiğiniz, tahammül edemediğiniz özelliklere sahip ve aslında tam da bu özellikleri nedeniyle sizin hedeflerinize sizden çok daha kolay ulaşabilen; dolayısıyla içten içe, yerinde olmak isteyebileceğiniz birisi karşınıza çıksa ne yaparsanız sorusunu size sorduran oyun sezon boyunca farklı mekanlarda sahnelenmeye devam edecek. ‘ yazıyor.

Sezonun en iyi işlerinden  ‘Öteki’  yi beğeneceksiniz.

Arda  Erel’in yeni kitabı  ‘Senin Hakkında Bir Hikaye’ çıktı!

Arda Erel’in Literatür Hayat tarafından yayınlana sekizinci romanı  “Senin Hakkında Bir Hikâye” geçtiğimiz günlerde  yayınlandı.

 

Yeni romanı “Senin Hakkında Bir Hikâye” ile kitapseverlerle yeniden buluşan Arda Erel, çocuk yaşından beri geliştirdiği yazma tutkusunu  geliştirerek ilk etapta  dijital ortamda  yayınladığı  yazıları ile  dikkat çekmiş. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezunu olan Arda  Erel  şimdilerde  kitapları  ile gündemde.

Genç yaşına rağmen Avrupa’da ve Türkiye’de çeşitli söyleşilere katılan Erel’in kitapları, uzun süre çok satanlar listesinde yer almaya devam ediyor ve yazarın ismini geniş kitlelere duyurdu. Arda Erel, Galatasaray Üniversitesi’nde “Bir Eril Alan Olarak Suç” adlı Türkiye’de suç işlemeye dair araştırmasıyla sosyoloji alanında yüksek lisansını tamamlamış.

Romanında terk edilmenin getirdiği acıyı kaçınılmaz bir gerçeklik olarak değil, bir öğrenme süreci ve özgürleşme fırsatı olarak ele alan yazar  “Bütün bu yaşadıklarımın ardından, beni ihmal eden sadece o değildi, kendimdim, diye düşünüyorum. İhmal etmek kendini, eğer bunu ezberlemişsen bir de, değişmesi öyle zor ki. Ezberlerini bozmak, asla kolay değil. İhmal edilmişlik, bir ezberse senin için, hep tetikte yaşaman gerekiyor, gözün hep kendine karşı açık. Oysa aşk, gözlerini kapamanı bekler. Teslimiyeti…” Roman, sadece bir ayrılığın hikâyesi değil, herkesin gizli ya da açık, hayal kırıklıklarının yasını tuttuğu bir dünyada, ayrılığın yarattığı acıdan kaçmayan, aksine özgürleşme fırsatı olarak gören bir kadının ustaca işlenmiş hikâyesi. Aşkın ardında bıraktığı boşluğun yanı sıra, yazarın işlediği yas süreci, insanın yaşamındaki diğer kayıplarla da paralellik gösteriyor. “Günümüz dünyasında ben aşkın farklı anlamlara büründüğünü, insanların yaşamlarında aşkın bir görünüp bir kaybolduğunu, insanların genelde onu sosyal medyada veya arkadaşlık uygulamalarında elleriyle dokunarak yakalamaya çalıştıklarını ama aslında hep ellerine çatlak bir şeyin geçtiğini düşünüyorum.” diyor Arda Erel,

7.ULUSLARARASI KADIN YÖNETMENLER FESTİVALİ İÇİN  GERİ SAYIM BAŞLADI!

26 Şubat – 2 Mart 2024 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilecek olan 7. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’ için geri sayım başladı.

55 ülkeden 374 aşkın başvurunun gerçekleştiği festivalde filmler; Altın Makara için yarışacak. Filmfreeway üzerinden başvurulan yarışmada bu yıl filmler; Altın Makara Uzun Film, Kamera Göz Belgesel Film, Kısa Candır Kısa Film, Deneysel ve Animasyon kategorilerinde ulusal ve uluslararası olarak değerlendirmeye alınacak.

Yönetmen A.Ayben Altunç, yönetmen Dilek Çolak, yönetmen Ebru Özyurt, kurgucu Fatoş Yapıcı, Dr. Fetay Soykan, Dr. Öğr. Üyesi Ozan Otan ve Doç. Dr. Ragıp Taranç’ın yer alığı ön jüri, 27 ülkeden 77 filmin yarışacağı ve gösterileceği filmler Institut Français de Turquie, İstinyePark Teras Renk Sineması ve Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sinemaseverler ile buluşacak.

Kadın Yönetmenler Derneği tarafından 7 yıldır, kadın sinemacıları ve sektörün kadın emekçilerini bir araya getirerek, kadın yönetmenleri ve filmlerini daha görünür kılmayı hedefleyen Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nin kurucu direktörü Gülten Taranç “ Türkiye’de artık festival yapmak eskisinden de zor oldu bu nedenle sponsor arayışlarımız devam ediyor, her türlü desteğe açığız. Sürdürebilirlik adına tarihlerimizi hiçbir zaman değiştirmedik ancak bu yılda yerel seçim öncesine denk geleceğiz. Her yıl mutlaka bir olaya, bir duruma denk geliyoruz, bir aksilik olmazsa bu yıl uzun süre sonra tüm etkinliklerimiz yüz yüze gerçekleşecek ”, şeklinde konuştu.

Türkiye’nin 2. En Büyük Uluslararası Film Festivali özelliğini taşıyan 7. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’ de film gösterimleri yanında workshoplar, senaryo  geliştirme atölyeleri ve söyleşiler  gerçekleşecek.

                              

Deniz Arcak’tan Deprem Şarkısı

90  lı yılların en sevdiklerimden Deniz Arcak  ‘’ Eyvallah”, “Zehir Ettin”, “Vurur”, “Eller Ağlatır” gibi şarkılarıyla o döneme  ve 2000’lere damga vuran sanatçı   geçtiğimiz yıl hepimizi yasa boğan, birçok şehrimizi etkileyen Kahramanmaraş Depremlerinin birinci yıl dönümünde kaybettiğimiz binlerce canın anısına hazırladığı “Sesimi Duyan var mı?”adlı  şarkısını  geçtiğimiz günlerde  yayınlamıştı.  Tüm geliri depremzede vatandaşlarımıza yardım edilmek üzere bağışlanacak olan ağıt formundaki bu duygusal şarkıda bir depremzedenin çaresizliği can yakıcı sözlerle ifade ediliyor. 

Deniz Arcak kendisinin bestelediği, sözlerini öğrencileri Arzu Taşçıoğlu, İnci Coşkun, Beril Alakoç ile birlikte yazdığı, aranjesini müzisyen Akın Eldes’in yaptığı şarkı hakkında “Deprem hepimizi olduğu gibi beni de çok etkiledi. O dönem herkes elinden gelen yardımları yaparak yaraları sarmaya çalıştı. Ancak zaman geçtikçe bu yardımların yoğunluğu hep azalır. O yüzden biz de hazır bu felaketin birinci yıl dönümü yaklaşıyorken hem duygularımızı ifade etmek hem de yardımların tekrar artmasına vesile olmak istedik. Umarım birilerine faydamız dokunur.” Şeklinde konuştu.

‘Sesimi Duyan var mı?’ adlı şarkının klibini film yönetmeni en son ödüllü ‘Turna Misali’ adlı fimi çeken Eyüp Boz çekmiş.

 

Etiketler

Etiketler