Pelin Karahan ve Tuna Kırlı’nın rol aldığı, tek perdelik başkalarına benzemeyen evlilik ilişkisini anlatan, seyircisini kahkahaya boğan çok güzel bir oyun ‘Kaç Para Bi Fön’!

Modern evlilik hikayesinin anlatıldığı oyunda kiralık ev arayan ve düğüne yetişmeye çalışan bir çiftin kilitli bir evde mahsur kalmasıyla başlayan hikâye, kısa sürede geçmiş hesaplaşmalara, ironik itiraflara ve bol kahkahalı yüzleşmelere dönüşüyor.
Aslına bakıldığında Can ile Fero’nun hikayesi ‘Kaç Para Bi Fön’! Yani ilişki çatışması ama izledikçe günlük hayattan da kesitler olduğunu görüyorsunuz; komşuluk, hayat pahalılığı vs.

Tuna Kırlı’nın yazıp yönettiği oyunda, oyuncular daha ilk dakikadan birbirlerinin pozitif enerjileri ile seyirciyi oyuna bağlıyorlar. Birkaç yıl evvel ‘Şaşırt Beni’ adlı oyunda da birlikte rol alan ikili ‘Kaç Para Bi Fön’ adlı oyun ile çok başarılı bir iş ortaya çıkarıyorlar.

Oyun hep hareketli hep dinamik özellikle kibar rollerin sakin kadını Pelin Karahan burada hem kavga ediyor, hem küfür ediyor, şaşırtıyor seyirciyi, oyun sonrası kulise girdiğimde Pelin Karahan ile yaptığım söyleşide Karahan ‘Kaç Para Bi Fön?’ ile küfür ve kavga etmeyi öğrendim , Mayıs ayı ile beraber bu oyun ile Avrupa Turnesi’ne çıkacaklarını söyleyen sanatçı yakında dikey format bir dizi de rol alacağını, Ramazan ayı ile beraber yeniden başladığı Star Tv’de yayınlana ‘Pelin ve Tahsin Mutfakta ‘ yemek programına ağırlık verdiğini söyledi.
En şık kıyafetlerinizi giyip bir düğüne yetişmeye çalışırken, kendinizi bir anda şehrin göbeğinde, bomboş bir evde mahsur bulsanız? Kapı kilitli, şarj bitmiş, kaçacak yer yok. Fero ve Can, o “sessiz” boşlukta, 10 yıllık gürültülü ilişkileriyle baş başa kalıyor ve hiç konuşulmayanlar ortaya saçılıyor. Sabah kahvesi ritüellerinden spor salonlarına, bitmeyen “kişisel bakım” seanslarından ezberlenmiş terapi cümlelerine… “Kaç Para Bi Fön”, kendimizi iyileştirmeye çalışırken inşa ettiğimiz o kusursuz modern hayat vitrinini yüksek tempolu ve zekice kurgulanmış bir komediyle aşağı indiriyor.

“Kaç Para Bi Fön”, 5 Mart’ta Bursa BAOB Sahne’de, 10 Mart’ta İstinyeArt İzmir Performans Arena’da, 28 Mart’ta Kocaeli Marmara Koleji Hasan Ali Yücel Salonu’nda, 30 Mart’ta DasDas’ta ve 2 Nisan’da Antalya Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde 8 Nisan Çorlu, 11 Nisan Fişekhane, 17 Nisan Akatlar Kültür Merkezi, 24 Nisan Adana, 25 Nisan da Gaziantep’de sahnelenecek.
Türkülerin Ruhisi, Sevdaların Ruhisi !
ENKA Oditoryumu’nda çok özel bir gecceydi.
Ruhi Su’nun halkın sesiyle yoğrulmuş derin müziği, çağdaş ve özgün bir anlatımlı konser formatıyla sahnede taşınmasıyla bambaşka duygular ile ayrıldım oradan. Türkiye’nin en yetenekli müzik adamlarından biri olması yanında yaşadığı zulüm ve ayrımcılığa rağmen hep üreterek yaşayan Ruhi Su adına saygı gecesi idi.

Güvenç Dağüstün eserleri opera kökenli derinlik ve güçlü bir yorumla seslendirmesi yanında bas gitarist ve besteci Eylem Pelit, tüm müzikal düzenlemelerini üstlendiği eserleri ilk kez sadece elektrik bas eşliğinde sahneye taşıması ve tiyatro ve sinema sanatçısı Derya Alabora’nın yalın anlatımı ile ‘Mahsus Mahal; Ruhi Su’ya Saygı beni benden aldı tüm izleyenler gibi.
Özellikle arka fondaki ekrandan yansıyan görseller ve anlatım ile şarkıların birleşmesiyle adeta bir tarih izledik, kah üzüldük kah tebessüm ettik ama 73 yıllık hayatında Ruhi Su’nun neler yaşadığını öğrendik.

1912 yılında dünyaya gelen sanatçının çocuk yaşta öksüzler yurduna verildiği müzik sevgisinin Ruhi Su’yu hayata bağladığını,
Adana Öğretmen Okulu’nda okurken Ankara’da Musiki Muallim Mektebi’ne giren sanatçının 1942 yılında Ankara Devlet Konservatuarı şan bölümünü bitirip, aynı yıllarda Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu ve Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptığını.
Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçilen genç sanatçı Ruhi Su konservatuvarın opera bölümünde okuyup, Devlet Operası’nda çalıştığını. Başarılı bir Devlet Operası sanatçısı olarak Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca, Yarasa, Aşk İksiri, Rigoletto, Figaro’nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi opera sanatının önemli eserlerinde rol aldığını,
Her ne kadar konservatuvar eğitimi alsa ve operada çalışsa da türkü söylemek, bağlama çalmak sanatçının en sevdiği şeydi. Ruhi Su bu dönemde Ankara Radyosu için 15 günde bir yayınlanan türkü programları hazırladı, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro kurdu.
1952-1957 yılları arasında beş sene hapis yattıktan sonra 1960 yılında İstanbul’da Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkarken bir yandan halk türkülerini derleme görevini üstlendi. Bu arada, radyoda da ‘Bas bariton Ruhi Su Türküler Söylüyor’ anonsuyla yayınlanan bir radyo programı hazırladı.

Türkülerindeki siyasi göndermeler nedeniyle aleyhinde kampanya başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975’te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978’den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına önemli katkıda bulundu.
Nazım Hikmet’in şiirlerini ilk besteleyen sanatçılardan biri oldu.
Sanatçı, ölümüne kadar 16 adet 45’lik plâk, 11 uzunçalar çıkardı. Ölümünden sonra kurulan Beyoğlu’nda kurulan Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı aracılığıyla eşi Sıdıka Su ve oğlu Ilgın Su özel arşivlerdeki ses kayıtlarından yararlanarak plâk, kaset ve CD yayınlamaya devam ettiler.
Enka Sanat’ta izlediğim bu muhteşem gece Mahsus Mahal; Ruhi Su’ya Saygı pek yakında birçok yerde tekrarlanacak, benden söylemesi, şarkılarla türkülerle bir dönemi yaşayın.
Yapabilirsin! Tuluhan Tekelioğlu…….
Yapabilirsin! de gazeteci yazar Tuluhan Tekelioğlu’nun 2018 yılında yayınladığı 9 başarılı kadının hikayesi var.

Geçtiğimiz hafta Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde belgeselini izlediğimiz Yapabilirsin’ de “hayallerinden yapılmış bir hayatı” yaşayan kadınları izledik, Berna Şen, Nuran Özyılmaz, Nuran Erden, Altın Mimir, Nazmiye Muslu Muratlı, Gülsüm Kay, Aslı Elif Tanuğur, Ece Apaydın, Ümmiye Koçak bu kadınların cesaretle yoğurulmuş hayatlarından, zihninize akacak motivasyon mineralleri ekrana yansıdı.
42 dakikalık belgeselde kadınların başaramayacakları hiçbir şeyin olmadığı cesaret ve azim ile her işin altından başarı ile kalkabilecekleri anlatılıyor. Belgesel aynı zamanda Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20. Yıl Özel Ödülü’nü aldı.
Tuluhan Tekelioğlu’nun dediği gibi ‘ Kadın Varsa İmkansız Yoktur!
Günce’den yeni şarkı ‘SOR’!
Pop müziğin başarılı kadın vokallerinden Günce her zaman emin adımlarla yoluna devam eden güçlü bir yorumcu.
Yeni teklisi ‘SOR’ u geçetiğimiz günlerde yayınladı. Söz ve müziği kendine ait olan şarkısını Genco Arı hazırlamış.

Alternatif pop müzik kulvarının güçlü ve iddialı kadınlarından olan Günce, teklisi “SOR”la müzikal çıtasını yükseltmiş gibi görünüyor.
Genco Arı Production etiketiyle dijital platformlarda yerini alan yeni Günce şarkısı “Sor”; piyano, davul ve yaylılarla genişleyen bir ses alanı kurmuş. Kendi sözlerini ve melodilerini sıklıkla paylaşma kararı alan Günce, her daim yaptığı yeniliklerle müzik dünyasından çizgisini yükseltmeye devam ediyor.
Günce akustik yapıya sahip yeni teklisi için, “Aşk aslında insanın kendine açtığı bir savaş. Korktuğun her şey senin içinde. Elbet Aşk da…Biraz bu ironinin içinde dolaştığım zamanlarda yazılmış bir şarkı. Aslında sözleri fazla dramatik görünse de, kendi içinde verdiği savaşı düşe kalka olsa da kazanan biri var.” dedi.
İlk olarak ‘Geccemi Al ‘ şarkısı ile tandığım sanatçı şarkılarında her zaman canlı müzik performansını yansıtması yanında , yıllar içinde ne kadar yol kat ettiğine dikkat çekiyor. Sor; dinleyende yaşamın temposunu yavaşlatıp, içindeki tatlı ve hoş duyguları harekete geçiriyor.











