İstanbul Bienali: “Üç Ayaklı Kedi” ile Sanatta Üç Yıla Yayılan Sıra Dışı Bir Yolculuk!

Kevser Güler, İstanbul Bienali Direktörü
İstanbul Bienali, bu kez yalnızca iki ay süren bir etkinlik olmaktan çok daha fazlasını vaat ediyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 2007–2036 Bienal Sponsoru Koç Holding’in katkılarıyla düzenlenen bu edisyon, küratör Christine Tohmé’nin vizyonuyla 2025’ten 2027’ye uzanan üç yıllık bir sanat maratonuna dönüşüyor.
Başlığıyla bile merak uyandıran “Üç Ayaklı Kedi”, kırılganlık, dayanıklılık ve beklenmedik uyum metaforları üzerinden kurgulanmış. Bir kedinin eksik bir uzvuyla da hayatına uyum sağlayabilmesi gibi, sanatın da değişen koşullara, kırılmalara ve dönüşümlere karşı varlığını sürdürebileceği fikrini taşıyor.
İlk Ayağın Kalbi: Sekiz Mekânda 47 Sanatçı

Bienalin ilk ayağı, 20 Eylül – 23 Kasım 2025 tarihleri arasında İstanbul’un Beyoğlu–Karaköy hattında, birbirine yürüme mesafesindeki 8 mekânda gerçekleşecek. 30’u aşkın ülkeden 47 sanatçı, “kendini koruma” ve “gelecek olasılıkları” temaları çerçevesinde ürettikleri eserlerle kentin kalbine sanatın nabzını yerleştirecek.
Bu dönem yalnızca sergilerle değil; canlı performanslar, deneysel film gösterimleri, sanatçı konuşmaları ve DJ setleri ile de bir festival ruhu taşıyacak. Böylece, izleyicinin bienali sadece gezmediği, aynı zamanda yaşadığı bir deneyim ortaya çıkacak.
Bienal Rotası:
Galata Rum Okulu
Zihni Han
Muradiye Han
Galeri 77
Külah Fabrikası
Meclis-i Mebusan 35
Eski Fransız Yetimhane Bahçesi
Elhamra Han

Üç Yıla Yayılan Sanat Modeli

18. İstanbul Bienali Küratörü Christine Tohmé
Küratör Christine Tohmé, bienali tek bir “zirve” anına sıkıştırmak yerine, uzun soluklu ve katmanlı bir diyalog alanı yaratmayı hedefliyor. 2025’te başlayan ilk ayak, 2026’da farklı mekânlar ve temalarla devam edecek, 2027’de ise final bölümüyle İstanbul’un kültürel belleğine kalıcı iz bırakacak.
Bu model, sanatçıların üretim süreçlerine daha fazla zaman tanıyarak daha derinlikli işler ortaya çıkarmalarına olanak veriyor. Ayrıca, izleyiciye bienalle kuracağı bağın kısa süreli bir merak değil, üç yıl süren bir keşif olmasını sağlıyor.
Şehrin Dokusu ile Sanatın Diyaloğu
Bienal mekânlarının seçimi, İstanbul’un tarihi ve çok katmanlı mimarisi ile çağdaş sanatın karşılaşma anlarını güçlendiriyor. Tarihi hanlar, endüstriyel yapılar, unutulmuş bahçeler… Her biri, sergilenen eserlerin anlamını dönüştüren, izleyiciye mekânın hikâyesini de hissettiren birer sahneye dönüşüyor.
Bu yaklaşım, bienalin yalnızca sanat eserleriyle değil, aynı zamanda kentin hafızasıyla da bir diyalog kurmasını sağlıyor.
İlham Veren Bir Davet
“Üç Ayaklı Kedi”, bize sanatın tıpkı hayat gibi eksiklikleriyle, yaralarıyla ve sürprizleriyle var olabileceğini hatırlatıyor. İstanbul Bienali, önümüzdeki üç yıl boyunca, şehrin sokaklarında, hanlarında, bahçelerinde ve aklımızda iz bırakacak bir serüvene davet çıkarıyor.
İstanbul Bienali: “Üç Ayaklı Kedi” Sanatın Zamansal ve Mekânsal Büyüsü!

Öne Çıkan Sanatçılar ve Mekânsal Eserler
“Üç Ayaklı Kedi” başlıklı bu bienal, 20 Eylül – 23 Kasım 2025 tarihleri arasında, Beyoğlu–Karaköy hattındaki sekiz tarihi mekânda gerçekleşecek. Küratör Christine Tohmé, yalnızca mekânsal değil aynı zamanda sosyal-kültürel bağlamları da düşündüren bir sergileme yöntemi benimsemiş durumda.bienal.iksv.org
Türkiye’den katılımcılar arasında:
İpek Duben,
Şafak Şule Kemancı,
Merve Mepa,
Sevil Tunaboylu,
Dilek Winchester,
Elif Saydam yer alıyor.
Bu seçkin grup, uluslararası katılımcılarla birlikte İstanbul’un çok katmanlı hafızası içinde eserlerini izleyiciye sunacak.
Mekânlarla Sanatın Buluşma Anları
Her mekân, yapısal ve tarihsel kimliğiyle sanat eserlerine farklı bir bağlam sunuyor:
Galata Rum Okulu: Osmanlı’nın çokkültürlü geçmişini barındıran yapı, çağdaş sanatla yeniden hayat buluyor.
Zihni Han: Ticaretin kalbi olan bu han, eserlerin ekonomik ve sosyal hafızayla ilişkiye girdiği bir sahne sunuyor.
Muradiye Han, Meclis-i Mebusan 35 ve Galeri 77: Her biri, sanatın kent bağlamında bedensel ve zihinsel temsiline ev sahipliği yapıyor.
Külah Fabrikası: Sanatın lezzetli yanıyla mekânın nostaljisi bir arada.
Eski Fransız Yetimhane Bahçesi: Yeşil bir bekleme anı sunan bu bahçe, izleyiciyi dinginlik ve düşünceye davet ediyor!
Elhamra Han: İstiklal Caddesi’nin ritmini sahneye taşıyan bu yapı, serginin halkla birleştiği bir merkez haline geliyor.
Üç Ayağın Sanatsal Ruhu – Bir Kedinin Esnek Ritmi
Küratör Christine Tohmé bu bienali şöyle tanımlıyor:
“Üç ayağı üzerinde 2025’ten 2027’ye uzanan 18. İstanbul Bienali, her yönüyle bir kediyi andırıyor. Zaman içinde esneyerek ayaklarını yere basıyor; sohbetlerden, egzersizlerden ve aralıksız haber akışından beslenen bir ritmi benimsiyor.
Bu model, bienali sahicilik ve süreklilik eksenine yerleştiriyor:
2026: Akademi kurulumu ve yerel inisiyatiflerle işbirliği içinde kamusal programlar.
2027: Serüvenin sergiler ve atölyelerle taçlanışı!
Neden Bu Bienal İlham Verici?
Zamana yayılmış deneyim: Sadece bir sergi değil, üç yıl süren bir sanat maratonu—uzun soluklu bir bağ.
Mekânsal diyalog: İstanbul’un tarihsel yapıları, eserler ve izleyici arasında akışkan bağlantılar.
Fragmentasyon içinde bütünlük: Her mekânda ayrı bir hikâye, ama birlikte çok katmanlı bir kültürel anlatı.
Kentsel keşif ile sanat iç içe: İstanbul’un sokaklarında eserlerle dans eden bir yolculuk.












