gecce-

GecceGusto Art Editörleri 18. İstanbul Bienali Basın Toplantısında!

İstanbul’un kültür takviminde heyecanla beklenen 18. İstanbul Bienali, Lübnanlı küratör Christine Tohmé’nin “Üç Ayaklı Kedi” temasıyla 20 Eylül’de kapılarını açıyor. Açılış öncesinde düzenlenen basın toplantısı, tarihi Fransız Yetimhanesi Bahçesi’nde gerçekleşti.

Biz GecceGusto Art Editörleri olarak sabahın erken saatlerinde bu özel buluşmada yerimizi aldık. Sanat dünyasından küratörler, galericiler, koleksiyonerler, basın mensupları ve kültür insanlarının katıldığı toplantıda, İstanbul’un yeni sanat sezonunun kalbinin atacağı bienalin çerçevesi paylaşıldı. 

  1. İstanbul Bienali’nden İzlenimler: “Üç Ayaklı Kedi”

GecceGusto Editörleri

İstanbul’un sanatla soluklandığı günler geri döndü. 18. İstanbul Bienali, Lübnanlı küratör Christine Tohmé’nin kurguladığı “Üç Ayaklı Kedi” temasıyla 20 Eylül’de kapılarını açıyor. 47 sanatçının 100’ü aşkın eseri, Beyoğlu–Karaköy hattındaki sekiz farklı mekânda 23 Kasım’a kadar ücretsiz olarak görülebilecek.

Bienalin çok katmanlı yapısı, sonbaharın serin bir sabahında Fransız Yetimhanesi Bahçesi’nde yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Küratör Christine Tohmé ve Bienal Direktörü Kevser Güler’in paylaşımları, İstanbul’un farklı mekânlarına yayılacak bu üç yıllık özgün formatın kapılarını araladı.

 

“Üç Ayaklı Kedi”: Bir Metafor, Bir Yolculuk

Christine Tohmé, bienali üç ayağı tamamlanmamış bir kedinin metaforuyla tanımlıyor: kırılgan ama güçlü, eksik ama dirençli… Onun sözleri, izleyiciyi doğrudan içine alan bir sorgulamayı başlatıyor:

  • Kırılganlık ve krizler günlük hayatımızı nasıl şekillendiriyor?
  • Kendimizle ve bedenimizle ilişkimizi nasıl yeniden kuruyoruz?
  • Dayanışma ve direniş biçimlerini nerelerde keşfediyoruz?
  • Geçicilik ve kalıcılık arasında nasıl bir denge kuruyoruz?

Tohmé, konuşmasında bu bienali zulme uğrayan insanlara adadığını vurguladı:

“Sözlerimi ve yaptığım işi hayatını kaybeden herkese adıyorum. Onların zaferleri ve acıları bizimle yaşıyor. Filistin’den Sudan’a, Kongo’dan dünyanın farklı köşelerine kadar… Onları unutmayacağız.”

Bu sözler, bienalin sadece bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda bir vicdan çağrısı olduğunu güçlü biçimde ortaya koydu.

İlk Durak: Galata Rum Okulu

1885’te inşa edilen ve 2012’den bu yana kültür–sanat mekânı olarak kullanılan Galata Rum Okulu, bienalin en etkileyici duraklarından biri. Restorasyon sonrası daha da görkemli hale gelen yapıda, Akram Zaatari, Simone Fattal, İpek Duben, Lou Fauroux, Nolan Oswald Dennis, Lungiswa Gqunta gibi sanatçıların işleriyle karşılaşıyoruz.

  • Akram Zaatari – Zeytin Yeşili (2020): Yağlı güreşten esinlenen bu eser, bedenlerin güç, gerilim ve dayanıklılık arasındaki mücadelesini sahneliyor.
  • Lou Fauroux – İlgili Makama (2023): Kardeşine adanmış melankolik bir video yerleştirmesi; yas, dönüşüm ve kaybolan geleceğin hayalini kuruyor.
  • Simone Fattal – Savaşçılar: Yakın Doğu destanlarından esinlenen iki heykel, geçmiş ve bugünü aynı potada eritiyor.
  • İpek Duben – Cennetin Çocukları II, III, IV: Tüketim kültürüne yönelik zekice bir eleştiri.
  • Nolan Oswald Dennis – Kesilen Nefes Modeli: Deniz kabuklarıyla kaplı, izleyicinin nefesiyle şişip sönen devasa küre, pasif seyirciliği aktif katılıma dönüştürüyor.
  • Lungiswa Gqunta – Kaybolanı Bir Araya Getir: Postorganik formlardan oluşan labirentimsi bir yapı, hafızanın izlerini mekâna kazıyor.

Yeni Bir Soluk: Zihni Han

Bienal için ilk kez kapılarını açan Zihni Han, 1930’ların mimarisini bugünün sanatına taşıyor. Restore edilen han, ziyaretçiyi İstanbul Boğazı manzarasıyla karşılıyor.

Burada sergilenen işler arasında öne çıkanlar:

  • Marwan Rechmaoui – Güneşi Kovalamak: Çocuk oyunları üzerinden toplumsal hiyerarşilere ayna tutan renkli bir yerleştirme.
  • Sohail Salem – Gazze Günlükleri: Filistin’de savaşın ortasında çizilen, günlük yaşamı mürekkeple aktaran sarsıcı defterler.
  • Abdullah Al Saadi – Taş Terlikler: Göçebe kültürün sürekliliğini taş formunda nesnelerle görünür kılıyor.
  • Rafik Greiss – En Uzun Uyku (2024): Nefes ve tekrar üzerine meditasyon niteliğinde bir video çalışması.

Elhamra Han: Tarih ve Sanatın Buluşması

İstiklal Caddesi’nin kalbinde yer alan Elhamra Han, bu yıl bienalin bir diğer ana durağı. Mona Benyamin, Jagdeep Raina, Natasha Tontey, Şafak Şule Kemancı gibi sanatçılar burada mekânın tarihine dokunan işler sunuyor.

  • Jagdeep Raina – Barışı Düşleyeceğim: Keşmir dokuma teknikleriyle diasporik hafızayı işleyen güçlü bir eser.
  • Natasha Tontey – Alevlerin Arasındaki Bahçe: Minahasa kültüründen yola çıkan büyülü gerçekçi bir video yerleştirme.
  • Şafak Şule Kemancı – Anıtsal Çiçek Heykeli: Bitki, hayvan ve insan arasında masalsı bir bağ kuran etkileyici bir form.

GecceGusto Editörlerinden

  1. İstanbul Bienali, İstanbul’un yalnızca sanat gündemini değil, toplumsal hafızasını da şekillendiren bir buluşma. “Üç Ayaklı Kedi” teması, kırılganlık ve dayanıklılığın aynı anda var olabileceğini hatırlatıyor.

Sevgili okurlar, bu bienali kendi rotanızı oluşturarak keşfedin:

  • Galata Rum Okulu’nda tarihle bugünü buluşturun,
  • Zihni Han’da çağdaş sanatla Boğaz manzarasını aynı karede deneyimleyin,
  • Elhamra Han’da mekânın belleğiyle çağdaş anlatıların kesişimini görün.

Sanat, bu yıl bize yalnızca izlemeyi değil, düşünmeyi, hissetmeyi ve harekete geçmeyi öğretiyor. İstanbul Bienali’nde buluşmak üzere…  

🎨 GecceGusto Bienal Rehberi

  1. İstanbul Bienali – “Üç Ayaklı Kedi”

📅 20 Eylül – 23 Kasım 2025
📍 Beyoğlu – Karaköy hattında 8 farklı mekân
💰 Ücretsiz

  1. Küratörün Sözü: Christine Tohmé

Bienalin küratörü Christine Tohmé, “Üç Ayaklı Kedi” metaforuyla kırılganlık, direnç ve yeniden var oluşun altını çiziyor:

“Giderek hızlanan yıkım, zorunlu göçler ve krizler gelecek olasılıklarını paramparça ediyor. Biz de tıpkı kedi gibi kendi etrafımızda dönüyor, kaybolup yeniden ortaya çıkıyoruz.”

Bu sözler, bienalin sadece bir sanat etkinliği değil, bir vicdan çağrısı olduğunu gösteriyor.

  1. Bienal Mekânları

Sanat bu yıl İstanbul’un kalbine yayılıyor.

  • Galata Rum Okulu – Tarih ile çağdaş sanat buluşuyor.
  • Zihni Han – Bienal için ilk kez açılan mekân, Boğaz manzaralı işleriyle nefes kesici.
  • Elhamra Han – İstiklal Caddesi’nde, belleğiyle konuşan çağdaş anlatılar.
  • Fransız Yetimhanesi Bahçesi, Tophane–Karaköy hattındaki atölyeler ve sergi alanları.
  1. Katılan Sanatçılar & Öne Çıkan İşler
  • Akram Zaatari – Zeytin Yeşili (2020): Yağlı güreşlerden esinlenen video yerleştirme.
  • Lou Fauroux – İlgili Makama: Yas ve kaybı dijital kültürle harmanlayan video.
  • Simone Fattal – Savaşçılar: Destanlardan beslenen heykeller.
  • Nolan Oswald Dennis – Kesilen Nefes Modeli: İzleyiciyle nefes alan küre formu.
  • Sohail Salem – Gazze Günlükleri: Filistin’den gelen savaş tanıklığı.
  • Marwan Rechmaoui – Güneşi Kovalamak: Çocuk oyunlarıyla toplumsal hiyerarşi eleştirisi.
  • Jagdeep Raina – Barışı Düşleyeceğim: Diasporik hafızayı işleyen dokuma işleri.
  • Şafak Şule Kemancı – Anıtsal Çiçek Heykeli: Doğa–insan ilişkisine masalsı bir bakış.
  1. Galeriler & Katkıları

Bienali güçlendiren galeriler:

  • Galeri Nev – Türk çağdaş sanatının öncüleri.
  • Zilberman – İstanbul & Berlin’den uluslararası seçkiler.
  • Dirimart – Kara Walker ve Nil Yalter ile dikkat çekiyor.
  • Pilot Gallery – Genç sanatçılara alan açıyor.
  • Sanatorium – Deneysel üretimler.
  • Arter – Yeni medya odaklı seçkiler.
  • CDA Projects – Alternatif bakış açıları.
  • SALT – Arşiv ve araştırma odaklı işbirlikleri.
  1. GecceGusto Bienal Rotası

Editörlerimizden size önerilen keşif sırası:

  1. Galata Rum Okulu→ Tarih ve hafızayla yoğrulmuş eserlerle başlayın.
  2. Zihni Han→ Boğaz manzarası eşliğinde çağdaş işlerin içinde dolaşın.
  3. Elhamra Han→ İstiklal’in kalbinde tarih ile bugünü yan yana görün.
  4. Beyoğlu–Karaköy hattındaki atölyeler→ Genç sanatçıların enerjisini keşfedin.
  5. Büyükada→ Doğa ve sanatın buluştuğu bir gün ayırın.
  6. Editör Notları ✍️
  • Bienal ücretsiz; kalabalıktan kaçmak için hafta içi sabahları tercih edin.
  • Mekânlar arasında yürüyüş rotası oluşturun; Beyoğlu’nun sokakları da sergiye dahil gibi hissediliyor.
  • Eserlerin açıklamalarını okumak kadar, mekânın atmosferini hissetmeye de zaman ayırın.
  • Büyükada’ya ayrılacak bir gün, bienali unutulmaz kılacak.