Bir Haftada Üç Davet, Bin Bir Stil Dersi

ELIE SAAB H&M’in Çırağan Sarayı’ndaki büyüleyici buluşmasından Sevil Parfümeri’nin 50. yıl kutlamasına, Galataport’taki Il Gattopardo İstanbul’un La Dolce Vita ruhuna… Gül’ce notlar.

Gül Erçetingöz yazdı | GecceGusto

Bazı haftalar takvimde sıradan görünür; sonra dönüp baktığınızda size hatırlamaya değer kareler bırakır. Benim için geçen hafta tam da böyleydi. Bir akşam Boğaz’ın kıyısında, Çırağan Sarayı’nın tarihî ışıltısı içinde couture’ün gündelik gardıropla buluştuğu bir geceye tanık oldum. Birkaç gün sonra Mandarin Oriental Bosphorus’ta, güzellik dünyasında yarım asırlık bir hikâyeyi kutladım. Haftayı ise Galataport’ta, İstanbul’a çok yakışacağını düşündüğüm yeni bir İtalyan adresinde kapattım.

Üç davetin saati de ruhu da farklıydı. Biri gösterişli bir moda gecesiydi; biri yıllara yayılan bir marka yolculuğunu kutluyordu; diğeri ise yemeği, tasarımı ve müziği aynı atmosferde buluşturuyordu. Dolayısıyla davetlilerin seçimleri de gecelerin karakterine göre değişiyordu.

Bu yazıda size yalnızca katıldığım davetleri değil, yıllar içinde davetlerde edindiğim ve kendime sık sık hatırlattığım o altın kuralı da anlatmak istiyorum: Her davetin bir karakteri vardır. Şıklık, o karakteri anlayıp kendi tarzınızla ona eşlik edebilmektir.

Çırağan’da Bir Couture Masalı: ELIE SAAB H&M

Elie Saab ismini duyduğumda aklıma hep benzer bir görüntü gelir: kırmızı halı, ışığı yakalayan payetler, ince işlenmiş danteller ve zarif bir siluet… Beyrut’ta gelinlik tasarımlarıyla başlayan yolculuğunu Paris haute couture dünyasına taşıyan Elie Saab, yıllar içinde kendine özgü bir zarafet dili kurdu. H&M ile gerçekleştirdiği iş birliği ise bu estetiği daha geniş bir gardıroba taşıyor.

İş birliği; kadın ve erkek giyimin yanı sıra ayakkabı ve aksesuarları da kapsıyor. İşlemeli gece elbiseleri, ışıltılı ayrı parçalar, ince dantel detayları, ton geçişli payetler ve keskin hatlı terzilik koleksiyonun öne çıkanları arasında. ELIE SAAB H&M koleksiyonu 22 Ekim’de seçili mağazalarda ve çevrim içi olarak satışa çıktı. hmgroup.com

Bu özel buluşma için Çırağan Sarayı’ndan daha doğru bir mekân düşünemiyorum. Tarihî sarayın ihtişamı, Boğaz’ın manzarası ve koleksiyonun gösterişli dünyası aynı sahnede buluşmuştu. Mekân, kıyafetlerin önüne geçmeden onlara etkileyici bir fon oluşturuyordu.

Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması

Davetlilerin koleksiyondan seçtiği parçalar, gecenin moda dilini daha da görünür kılıyordu. Pelin Karahan, Özge Ulusoy, Demet Şener, Tülin Şahin, Ahu Yağtu, Saadet Işıl Aksoy ve Şükrü Özyıldız’ın da aralarında bulunduğu konuklar, koleksiyonun farklı yüzlerini taşıdı. Kadın ve erkek tasarımlarının birlikte sergilenmesi, bu iş birliğinin yalnızca gece elbiselerinden ibaret olmadığını da gösteriyordu.

Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması

Gecede gördüğüm işlemeli elbiseler, dantel dokunuşları ve payetli tasarımlar Elie Saab’ın couture dünyasından izler taşıyordu. Fakat koleksiyonun asıl ilgimi çeken tarafı, bu ışıltılı imzayı yalnızca büyük gecelere ayırmamasıydı. Keskin kesimli ceketler ve farklı parçalar, gardıropta daha sık kullanılabilecek tasarımlara alan açıyordu.

Bir koleksiyonun güzel görünmesi kadar, farklı hayatlara ve farklı anlara uyum sağlayabilmesi de önemli. İşte bu nedenle bazı parçalar podyumda ya da davet salonunda kalmıyor; doğru bir kombinle gündüzden geceye taşınabiliyor.

Ve Bir İlk: Elie Saab’ın Erkek Koleksiyonu

Gecenin benim için en heyecan verici yanlarından biri, koleksiyonun erkek giyim tasarımlarını da içermesiydi. Kadın bedeninin zarafetini ve kırmızı halı şıklığını yıllardır kendi diliyle anlatan bir tasarımcının erkek giyimine yaklaşımını görmek ayrı bir keyifti.

Erkek koleksiyonunda klasik smokin çizgisi korunurken kumaşın dokusu, kesimin akışkanlığı ve ince detaylar görünümü daha kişisel bir noktaya taşıyordu. Bu parçalar, davet giyiminin yalnızca katı kurallardan ibaret olmadığını hatırlatıyor. Bazen iyi kesilmiş bir ceket, farklı bir kumaş seçimi ya da alışılmışın dışındaki bir aksesuar, erkeğin stilini çok daha özgün kılabiliyor.

Davet giyimi uzun süre belirli kalıplar içinde düşünüldü. Bugün ise erkekler de kendi karakterlerini yansıtan seçimlere daha fazla alan açıyor. Bir smokinin kusursuzluğu elbette zamansız; ancak kumaş, renk ve aksesuar seçimleriyle bu klasiği kişiselleştirmek de mümkün.

Gecenin Kadınları: Özen, Bir Davete Gösterilen En Güzel Saygıdır

   

Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması       Çırağan Sarayı'nda Elie Saab x H&M Buluşması

Çırağan’daki o gece etrafıma baktığımda bir şeyi çok net gördüm: Davetteki kadınlar yalnızca şık değildi, gecenin ne anlattığını da anlamışlardı.

Uzun ve akışkan elbiseler, ışığı yakalayan saten ve payet dokunuşlar, abartısız ama etkili mücevherler… Kimse koleksiyonla yarışmaya çalışmıyordu; herkes geceye kendi görünümüyle eşlik ediyordu. Sanki her biri hazırlanmadan önce kendine aynı soruyu sormuştu: “Bu davetin ruhu ne?”

Bence şıklık tam da bu soruyla başlıyor. Pahalı bir elbise tek başına yeterli değil; önemli olan seçimin ortama, saate ve kişisel tarzınıza uyum sağlaması. Saçınızdaki özen, çantanızın boyutu, ayakkabınızın rahatlığı, takınızın görünümünüzle kurduğu ilişki… Bütün bu küçük kararlar, davete ve ev sahibine duyduğunuz saygıyı da anlatıyor.

Bir davette kendinizi rahat hissetmiyorsanız, görünümünüz ne kadar iddialı olursa olsun o rahatlık eksikliği fark edilir. İçinde kendiniz gibi hissettiğiniz parçalar ise duruşunuza da yansır. Benim için şıklığın gerçek ölçüsü biraz da budur.

Gül’ce Davet Rehberi: Saat, Karakter ve Doğru Seçim

                   

Yıllardır bana en çok sorulan sorulardan biri şu: “Gül, bu davete ne giysem?” Cevabım her zaman önce davetin saatini ve karakterini anlamakla başlıyor. Çünkü gün ışığının altındaki bir öğle yemeğiyle akşamın ilerleyen saatlerinde düzenlenen bir gala, aynı giyim dilini istemiyor.

Öğle yemeği davetleri | 12.00–15.00

Gün ışığı, seçtiğiniz her detayı görünür kılar. Bu nedenle sadelik çoğu zaman en güçlü tercihtir. İyi kesilmiş bir takım, midi boy bir elbise ya da şık bir pantolon-bluz ikilisi öğle davetlerine çok yakışır. Pastel ve nötr tonlar, doğal dokulu kumaşlar, küçük ve zarif takılar görünümü dengeler. Parıltıyı akşam saatlerine saklamak, gündüz şıklığına daha ferah bir hava verir.

Gündüz davetleri ve lansmanlar | 14.00–18.00

Gündüzden akşama geçişi bir köprü gibi düşünün. Şık ama rahat, özenli ama zorlamasız bir görünüm kurmak önemli. Yapılı bir ceket, ipek bir gömlek, tek bir etkili aksesuar bu saatler için yeterli olabilir. Ayakkabıda konforu da mutlaka hesaba katın; çünkü lansmanlarda ya da davetlerde uzun süre ayakta kalabilirsiniz.

Kokteyl davetleri | 18.00–21.00

Bu saatler, biraz parıltıya ve daha güçlü aksesuarlara alan açıyor. Diz boyu ya da midi kokteyl elbiseleri, saten ve kadife dokular, dikkat çekici küpeler güzel seçenekler. Küçük bir clutch görünümü tamamlayabilir. Bir elinizde kadeh, diğerinde çantanız varken rahat hissedebilmeniz de en az görünüm kadar önemli.

Akşam yemeği ve gala davetleri | 20.00 sonrası

Davetiyede “black tie” yazıyorsa, bu ibare kıyafet seçiminiz için bir rehberdir. Uzun gece elbisesi, zarif mücevherler ve özenli bir saç görünümün klasik parçaları arasında. Erkekler için smokin, bu kıyafet kodunun zamansız karşılığıdır. ELIE SAAB H&M gecesi gibi büyük buluşmalarda konukların aynı özeni göstermesi, salonda kolektif bir zarafet duygusu yaratıyor.

Benim altın kuralım şu: Kararsız kaldığınızda davetin çizgisine uygun, özenli bir seçim yapın. Kıyafetiniz içinde kendinizi iyi hissedin; çünkü gecenin en güzel tamamlayıcısı, rahat ve kendinden emin bir duruştur.

Mandarin Oriental’de Yarım Asırlık Bir Koku: Sevil Parfümeri 50 Yaşında

                   

Bu hafta takvimimde çok özel bir buluşma daha vardı. Sevil Parfümeri, L’Officiel iş birliğiyle 50. yılını Mandarin Oriental Bosphorus’ta kutladı. Günün erken saatlerinde gerçekleşen davette oyuncular, markanın iş ortakları ve Sevil Parfümeri’nin yıllardır birlikte yol aldığı isimler bir araya geldi.

1976’da başlayan Sevil Parfümeri hikâyesi, 2026’da yarım asra ulaşıyor. Bir güzellik markasının elli yıl boyunca farklı kuşaklarla bağ kurması, bana yalnızca ürünleri değil, deneyimi ve güveni de düşündürdü. Çünkü güzellik dünyasında trendler değişiyor; yeni markalar, yeni koku aileleri ve farklı alışveriş alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Buna rağmen bir parfümeriye girip kokuları keşfetme, kendinize zaman ayırma ve doğru ürünü bulma isteği varlığını koruyor. www.sevil.com.tr

Parfümeri’nin 50. yıl buluşması: L’Officiel Türkiye paylaşımı ( foto galeri için tıkla)

                   

Davetin saati, konukların seçimlerine de yansımıştı. Yumuşak tonlu takımlar, ipek bluzlar, zamansız trençkotlar ve doğal güzellik görünümleri gündüz şıklığının iyi örneklerini sunuyordu. Gösterişe kaçmadan özenli görünmek, bu davetin atmosferine çok yakışmıştı.

Günün özel anlarından biri de Sevil’in 50. yılına eşlik eden koku sunumuydu. Parfüm, hafızayla kurduğu yakın ilişki sayesinde bir yıl dönümünü anlatmanın en zarif yollarından biri olabilir. Bazen tek bir nota, bir dönemi ya da bir duyguyu yıllar sonra bile yeniden hatırlatır.

Gül Erçetingöz soruyor, Lusi Hanım anlatıyor

Lusi Hanım’la sohbetimizde güzellik dünyasında yarım asırlık bir yolculuğun nasıl kurulduğunu konuştuk. Aşağıdaki bölüm, sohbetimizde öne çıkan fikirlerin aktarımıdır; doğrudan alıntı değildir.

Gül Erçetingöz: Lusi Hanım, 50 yıl önce bu yolculuğa başlarken hayaliniz neydi?

Lusi Hanım, bir parfümeriye gelen herkesin kendini özel hissedeceği, güzelliğe ulaşmanın keyifli bir deneyime dönüşeceği bir dünya kurmak istediğini anlattı. Bugün de bu duygunun markanın yaklaşımında önemli bir yeri olduğunu vurguladı.

Gül Erçetingöz: Güzellik sektöründe 50 yıl ayakta kalmanın püf noktası nedir?

Güven ve doğru bilginin öneminden söz etti. Bir müşteriye ihtiyacına uygun ürünü doğru şekilde önermek, uzun soluklu ilişkinin temelini oluşturuyor. Yıllar içinde kurulan bu bağ, farklı kuşakların da aynı markayla tanışmasına imkân veriyor.

Gül Erçetingöz: Dijitalleşme ve değişen tüketici alışkanlıkları markanızı nasıl etkiledi?

Değişimi takip etmenin ve ondan öğrenmenin gerekliliğine değindi. Alışveriş kanalları dönüşse de kokuyu deneyimleme, ürüne dokunma ve kendine uygun seçeneği keşfetme isteğinin önemini koruduğunu ifade etti.

Gül Erçetingöz: Yeni nesil oyuncularla bir araya gelmek size ne kattı?

Genç kuşakla buluşmanın yeni sorular ve taze bir bakış getirdiğini anlattı. Yarım asırlık deneyimin yeniliğe kapalı olmak anlamına gelmediğini; farklı kuşakların enerjisinin markaya yeni bir hareket alanı açabildiğini konuştuk.

Gül Erçetingöz: Sektöre yeni adım atan genç girişimcilere ne tavsiye edersiniz?

Sabır, kalite ve itibarın altını çizdi. Güvenin zaman içinde kurulduğunu, bu nedenle işin her aşamasında özenli davranmanın önemli olduğunu hatırlattı.

Bu sohbetten aklımda kalan düşünce şuydu: Başarı yalnızca kısa süreli bir parıltı değil, yıllar boyunca sürdürülen bir güven ilişkisidir. Bu, güzellik sektöründe olduğu kadar yayıncılıkta ve hayatın pek çok alanında da kendime hatırlatmak istediğim bir not.

Galataport’ta La Dolce Vita: Il Gattopardo İstanbul’a hoş geldin!

Haftanın son durağı, Galataport İstanbul’daki COMMUNITÉ bünyesinde kapılarını açan Il Gattopardo İstanbul’du. Mekâna adım attığım anda kendimi 1960’ların İtalya’sında, bir Fellini filminin atmosferine yaklaşan bir akşamın içinde buldum. Sıcak ışıklar, tasarım detayları, sohbetin uzadığı masalar ve müziğin giderek yükselen ritmi…

Londra Mayfair ve Dubai ICD Brookfield Place’in ardından markanın üçüncü adresi olan Il Gattopardo İstanbul, 21 Ekim’de misafirlerini ağırlamaya başladı. İtalyan mutfağını, tasarımı ve müziği günün farklı saatlerine yayılan bir deneyim içinde buluşturuyor

 

Londra, Dubai ve şimdi İstanbul

Il Gattopardo’nun yolculuğu önce Londra’nın Mayfair semtinde, ardından Dubai’de devam etti. İstanbul’un bu hikâyeye eklenmesi, markanın farklı şehirlerdeki İtalyan yaşam kültürü yorumuna Boğaz’ın kendine özgü atmosferini katıyor.

Restoranın adının arkasında da bir edebiyat referansı var. Il Gattopardo, Giuseppe Tomasi di Lampedusa’nın aynı adlı romanından geliyor; İtalyancada “leopar” anlamını taşıyor. Bu gönderme, mekânın görsel dünyasında leopar desenleriyle zarif bir biçimde karşımıza çıkıyor.

Bir İtalyan rüyası gibi tasarım

İç mekân, Dubai’deki restoranın da tasarımını üstlenen İspanyol tasarımcı ve sanatçı Lázaro Rosa-Violán imzası taşıyor. Sıcak tonlar ve lake ahşap yüzeylere kobalt mavisi dokunuşlar eşlik ediyor. Leopar desenleri, heykeller ve sanat eserleri mekâna karakter katarken küçük bar, yüksek masalar ve lounge alanları farklı buluşma biçimlerine yer açıyor. www.geccemekan.com

Bu tasarımın sevdiğim yanı, tek bir kullanım biçimine bağlı kalmaması. Bir kadeh içmek için uğrayabilir, uzun bir öğle yemeğine oturabilir ya da akşam yemeğini sohbet ve müzikle uzatabilirsiniz. 2027’de açılması planlanan Boğaz manzaralı teras da mekânın bu deneyimini açık havaya taşıyacak.

Kokteyller: Aperitivo bir yaşam biçimidir

O gece farklı kokteyller denedik. Bir İtalyan adresinde Negroni’yle başlamak neredeyse küçük bir ritüel gibi. Il Gattopardo Negroni; Seven Hills cin, Passito di Pantelleria, amari, Campari ve Carpano Rosso ile hazırlanıyor. Tanıdık bir kokteyle daha derin ve katmanlı bir yorum getiriyor.

Gecedeki favorim ise Amici Miei oldu. İncir marmeladı, mürver çiçeği, amarena kirazı ve limonun buluşması, sonbahar akşamına yakışan meyvemsi bir tat bırakıyor. Türkiye, İtalya ve Fransa’dan yaklaşık 100 etiketi buluşturan şarap seçkisi de yemeğe eşlik edecek farklı seçenekler sunuyor. foodinlife.com

Şef Massimo Pasquarelli’nin elinden İtalya

Executive Chef Massimo Pasquarelli’nin hazırladığı menü, İtalya’nın bölgesel klasiklerini çağdaş dokunuşlarla buluşturuyor. Mevsimsel ürünler ve Türkiye’nin yerel lezzetleri de bu mutfak yaklaşımının parçası. Menüde öne çıkan tabaklar, İtalyan mutfağının tanıdık tatlarını farklı dokular ve malzemelerle yeniden düşünmeye davet ediyor. www.geccemekan.com

O gece tattıklarım arasında aklımda kalanlar şunlar oldu:

  • Tartufo Pizzette: Mascarpone, karamelize soğan ve trüfün bir araya geldiği küçük bir başlangıç. Kremamsı doku, soğanın hafif tatlılığı ve trüfün aromasıyla dengeleniyor.
  • Astice: Fettuccine ve yoğun ıstakoz sosuyla sunulan yarım ıstakoz. Deniz ürünlerini sevenler için sofranın dikkat çeken tabaklarından biri.
  • Dana Tomahawk Milanese: Ançüez, kapari ve limonlu kahverengi tereyağının eşlik ettiği, paylaşmaya uygun güçlü bir ana yemek.
  • Tiramisù: Bir İtalyan restoranında tatlı seçimi benim için yemeğin son notasıdır. Tiramisù, tanıdık lezzetiyle sofrayı klasik bir finalle tamamlıyor.

Gül’ce öneri: Il Gattopardo’ya ne zaman gidilir?

Öğle yemeğinde uzun sohbetler için, gün batımına yaklaşırken aperitivo buluşması için ya da akşam yemeğini müzikle uzatmak istediğinizde… Il Gattopardo günün farklı saatlerine farklı bir karakter öneriyor.

Öğle saatlerinde iş yemekleri ya da arkadaş buluşmaları için tercih edilebilir. Aperitivo saatinde bir Negroni ve birkaç pizzette ile günün temposunu düşürmek mümkün. Akşamları ise loş ışıklar, iyi bir yemek ve uzun sohbetler romantik bir buluşma ya da özel bir kutlama için uygun bir atmosfer yaratıyor.

Ne giyilir? Öğle için şık bir takım ya da midi bir elbise; akşam için saten bir parça veya iyi kesilmiş siyah bir görünüm… Mekânın ruhuna küçük bir selam vermek isterseniz leopar desenli bir aksesuar yeterli.

Restoran pazar–perşembe günleri 11.30–00.00, cuma–cumartesi günleri ise 11.30–01.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Boğaz manzaralı terasın 2027’de açılması planlanıyor. www.patronrehberi.com

Gül’ce koku listesi: Farklı karakterlere eşlik eden parfümler

Sevil Parfümeri’nin yarım asırlık yolculuğunu dinledikten sonra parfümler üzerine düşünmeden edemedim. Koku seçimi de tıpkı kıyafet seçimi gibi kişisel; bir başkasında çok güzel duran bir parfüm, sizin teninizde ve karakterinizde bambaşka hissedilebilir. Bu nedenle aşağıdaki seçkiyi bir satış sıralaması olarak değil, farklı koku dünyalarına açılan Gül’ce bir keşif listesi olarak düşünün.

Kadın parfümleri

Yves Saint Laurent — Libre

Lavanta ile portakal çiçeğinin buluşması, Libre’e hem ferah hem sıcak bir karakter kazandırıyor. Kendinden emin, güçlü ve modern bir koku arayanlara gündüzden geceye uzanan bir seçenek.

Lancôme — La Vie Est Belle

İrisin zarif dokusuna tatlı ve sıcak notalar eşlik ediyor. Daha yumuşak, feminen ve çevresinde iz bırakan kokuları sevenler için tanıdık bir tercih.

Prada — Paradoxe

Neroli, amber ve miskin bir araya geldiği bu kompozisyon, adındaki karşıtlığı koku karakterinde de taşıyor: yumuşak ama güçlü, sade ama dikkat çekici.

Kayali — Yum Boujee Marshmallow

Tatlı ve gurme kokuların oyunbaz tarafını sevenlere… Marshmallow hissi veren yumuşak karakteriyle daha neşeli, daha sıcak bir koku arayanların ilgisini çekebilir.

Versace — Versace Woman Eau de Parfum

Çiçeksi ve sıcak bir çizgide ilerleyen bu parfüm, klasik kadınsı koku ailelerini sevenlere hitap ediyor. Günlük kullanımdan akşam buluşmalarına kadar farklı anlara eşlik edebilecek bir seçenek.

Erkek parfümleri

Dior — Sauvage

Bergamotun ferahlığı ve biberin enerjisiyle açılan Sauvage, güçlü ve kolay tanınan bir koku profiline sahip. Farklı mevsimlerde kullanılabilecek dinamik bir tercih.

Valentino — Uomo Born in Roma

Modern, sıcak ve şehirli bir karakter taşıyor. Daha yoğun ve iddialı kokulardan hoşlananlar için akşam saatlerinde öne çıkabilecek bir seçenek.

Chanel — Bleu de Chanel

Greyfurt ve odunsu notaların çevresinde şekillenen zamansız bir koku. Takım elbise kadar günlük bir ceketle de uyum sağlayabilecek dengeli bir çizgisi var.

Azzaro — The Most Wanted Intense

Baharatlı ve sıcak notalarıyla daha belirgin bir etki bırakıyor. Akşam davetlerinde ya da soğuk havalarda yoğun kokuları sevenlere hitap edebilir.

Le Labo — Santal 33

Sandal ağacı, deri ve odunsu notaların öne çıktığı, uniseks karakterli bir parfüm. Koku seçiminde daha farklı ve kendine özgü bir imza arayanlara.

Gül’ce not: Parfümü de kıyafet gibi davetin saatine ve ortamına göre düşünün. Gündüz daha ferah, hafif kokular; akşam ise daha sıcak ve derin notalar seçilebilir. Parfümünüz davete sizden önce varmasın; size eşlik etsin.

Gül’ce haftanın stil kodları

Bu haftanın davetlerinden, koleksiyonlarından ve şehrin sokaklarından süzdüğüm stil notları…

Payet artık yalnızca geceye ait değil.
Payetli bir eteği kaşmir bir kazak ve sade bir botla buluşturduğunuzda, parıltı gündüz stiline de taşınabiliyor. Denge, görünümün geri kalanını sakin tutmakta.

Dantel geri döndü; üstelik daha güçlü.
Dantel romantik görünümünü koruyor ama keskin bir blazer ya da maskülen bir ceketle buluştuğunda daha çağdaş bir tavır kazanıyor.

Erkek modasında yumuşak terzilik öne çıkıyor.
Katı ve keskin kalıpların yanına dokulu kumaşlar, daha rahat kesimler ve kişisel detaylar ekleniyor. Davet giyiminde kendi çizgisini bulmak isteyen erkekler için güzel bir alan açılıyor.

Leopar, doğru ölçüde kullanıldığında zamansız bir klasik.
Il Gattopardo’nun atmosferinden ilhamla söylüyorum: Leopar desenli bir eşarp, ayakkabı ya da çanta sade bir kombine karakter katmaya yeter.

Sonbaharın renkleri: çikolata, bordo ve şampanya.
Bu tonlar davet stilinde birbirleriyle kolayca buluşuyor. Şampanya rengi ise akşam görünümünde siyaha zarif bir alternatif sunabiliyor.

Koku da bir aksesuardır.
Davete göre parfüm seçmek, görünümünüzü tamamlayan küçük ama kişisel bir dokunuş. Hafiflik ya da yoğunluk kararını saate ve ortama göre verin.

Clutch yeniden başrolde.
Gündüz büyük çantalar kullanışlı olabilir; gece ise küçük, işlemeli ya da mücevher etkisi yaratan bir clutch görünümün son dokunuşuna dönüşebilir.

Sessiz lüksün yanına kişisel özen ekleniyor.
Logodan çok kumaşın kalitesi, kesimin vücuda oturuşu ve tek bir dikkat çekici ayrıntı konuşuyor. En iyi stil, sizi başkasına benzetmeyen seçimlerden doğuyor.

Son söz: Şıklık bir duruştur

Bu hafta bana bir şeyi yeniden hatırlattı: Şıklık, bir etiketle ya da fiyatla ölçülmüyor; daha çok bir tavırla ilgili. Doğru saatte doğru seçimi yapmak, davete ve ev sahibine saygı göstermek, kendi tarzınızı korurken anın ruhuna eşlik edebilmek…

Çırağan’daki couture gecesinde de, Mandarin Oriental’deki gündüz kutlamasında da, Galataport’taki İtalyan akşamında da en çok aklımda kalanlar en pahalı parçaları giyenler olmadı. Kendini tanıyan, seçimini rahatlıkla taşıyan ve bulunduğu ana uyum sağlayan insanlar gecenin ışığını başka türlü yansıtıyordu.

Bir sonraki davetinizde aynanın karşısına geçtiğinizde kendinize şunu sorun: “Bu davetin ruhu ne ve ben ona kendi tarzımla nasıl eşlik edebilirim?” Gerisi, çoğu zaman kendiliğinden geliyor.

Yeni davetlerde, yeni hikâyelerde buluşmak üzere…

Gül’ce…

Gül Erçetingöz
Kurucu & Kreatif Direktör — Gecce • GecceGusto • GecceMekan