gecce-

100. Yıla Özel 100 Gün Ücretsiz İBB Müzeleri!

Bu makalede

Paylaş

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ, Cumhuriyet’in 100. yılına özel olarak işletmesindeki müzelerde “müze girişi kampanyası” başlattı. Giriş saatleri dikkate alınarak birçok müzeye ücretsiz giriş mümkün oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet’in 100. Ylına özel müzelerin 100 gün boyunca ücretsiz olacağını açıkladı. Peki, İBB ücretsiz müzeler hangileri?

Ulu Önder Atatürk’ün bizlere en kıymetli mirası olan Cumhuriyet’imizin 100. Yılı şerefine; İstanbul Büyükşehir Belediyesi 100 gün boyunca Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnızı, Miniatürk ve Panorama 1453 Tarih Müzesi‘nin sabah 11:00’e kadar ücretsiz olacağını duyurmuştu. Gelin bu müzeleri daha yakından inceleyelim…

 

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı Müzesi, görkemli İstanbul tarihinin izlerini sürebileceğimiz en önemli kültür varlıklarının başında gelmektedir.

Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılan bu büyük yer altı sarnıcı, suyun içinden yükselen ve sayısız gibi görülen mermer sütunlar sebebiyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak isimlendirilmiştir. 

80.000 ton su depolama kapasitesiyle şehrin en büyük kapalı sarnıcı olan ve diğer kapalı sarnıçlardan daha fazla devşirme taşıyıcı elemana sahip olmasıyla dikkat çeken Yerebatan Sarnıcı; yaklaşık 10.000 m2 alanı kaplayan; uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan dikdörtgen biçimli devasa bir yapıdır.

Yazılı kaynaklara göre suyollarından ve yağmurdan elde edilen suyu, imparatorların ikamet ettiği Büyük Saray ve çevresindeki yapılara dağıtarak yüzlerce yıl şehrin su ihtiyacını karşılayan Yerebatan Sarnıcı’na, tarihi suyollarından biri olan Hadrianus İsale Hattı’ndan da su sağlanmıştır.

Sarnıcın içerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, 28 sütun içeren 12 sıra meydana getirmektedir. Çeşitli mermer cinslerinden yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da iki parçadan oluşmaktadır. 

Sütunların başlıkları ise farklı özellikler göstermektedir. Bazıları “Korint” üslubunu yansıtırken bazılarında bezemesiz sade başlıklar öne çıkar. Sarnıçtaki sütunların köşeli veya yivli biçimde olan birkaçı hariç çoğunun silindir biçimli olduğu gözlemlenmektedir.

Sarnıcın tuğladan örülmüş 4.80 metre kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini, Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir.

1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Topkapı Sarayı’nın ihtiyaçları için bir müddet daha kullanılan tarihi sarnıcın, bölgede yavaş yavaş konutlaşmanın başlamasıyla halk tarafından kullanıldığı da bilinmektedir.

16. yüzyılın ortalarına kadar Batılılar tarafından “fark edilmeyen” yapı, bu dönemde adeta yeniden “keşfedilir”. 1544-1555 yılları arasında İstanbul’da yaşayan Fransız doğa bilimci ve topografya uzmanı Petrus Gyllius, keşfi gerçekleştiren kişi olarak karşımıza çıkar. Sarnıcın ölçülerine dair ilk tespitleri ortaya koyan kişi olan Gyllius’a göre, Konstantinopolis’in en büyük su mahzeni, 336 ayak uzunluğunda,182 ayak genişliğindedir; çevresi ise 224 Roma adımını buluyordur. Yapının sütunlarını saymayı da ihmal etmeyen Petrus Gyllius, tam 336 sütunu kayda geçirir ve sarnıcın tepesinde birçok kuyu olduğunu araştırmasında not düşer. Gyllius’un, “Kovalarla su çekerler; hatta sarnıç içerisinde kürek çekip kandillerle ışıklandırır ve balık avlarlar. Kuyulardan sarnıç içerisine hava ve ışık sızmakta, balıklar ışığın altında yüzmektedirler,” cümleleri, o vakitler mahalle ahalisinin sarnıçtan “haberdar” olduğunu geleceğe aktarmıştır.

Osmanlı’da, III. Ahmet döneminde mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından ilk kez, II. Abdülhamid döneminde ise ikinci kez onarım gören Yerebatan Sarnıcı, ilerleyen yıllarda da onarımdan geçmeye devam etmiştir. 1955-1960 yıllarında kırılma riski altındaki 9 sütunu kalın bir beton tabakasıyla kaplanarak dondurulmuştur. 1985-1987 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği kapsamlı onarım ve temizlik çalışmalarında, Yerebatan’ın en önemli simgesi olan Medusa başı kabartmalı bloklar keşfedilmiştir. Sütun kaidesi olarak kullanılan Medusa başlarından yapının batısında konumlanmış olanı ters, doğusundaki ise yatay olarak durmaktadır. Roma heykel sanatının en özel örneklerinden biri olan ve ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Medusa başları, birçok efsaneye de konu olmuştur…

Bir efsaneye göre Medusa, Yunan mitolojisinde yer altı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgon’dan biridir. Bu üç kız kardeşten yılanbaşlı Medusa, kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir.

Başka bir rivayete göre de Medusa; siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücuduyla övünen bir kızdır. Medusa, Zeus’ un oğlu Perseus’u seviyordur. Bu arada Athena da Perseus’u seviyor ve Medusa’yı kıskanıyordur. Bu yüzden Athena, Medusa’nın saçlarını yılana çevirir. Artık Medusa’nın baktığı herkes, taşa dönüşecektir. Daha sonra Perseus, Medusa’nın başını keser ve onun bu gücünden yararlanarak pek çok düşmanını yener.

Restorasyon sonrası 1987 yılında bir gezi platformu düzenlemesiyle İBB tarafından müze olarak ziyarete açılan görkemli yapı, zaman içinde çeşitli ulusal ve uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapmıştır.

İstanbul gezi programlarının ayrılmaz bir parçası olan bu gizemli mekanı, bugüne kadar ABD Eski Başkanı Bill Clinton’dan Hollanda Başbakanı Wim Kok’a, İtalyan Eski Dışişleri Bakanı Lamberto Dini’den İsveç eski Başbakanı Göran Persson’a ve Avusturya eski Başbakanı Thomas Klestil’e kadar birçok kişi ziyaret etmiştir. İBB Miras tarafından hayata geçirilen tarihinin en büyük restorasyonuyla güçlendirilerek daha nice yüzyıllara tanıklık etmek üzere 22 Temmuz 2022 tarihinde yeniden kapılarını açan Yerebatan Sarnıcı Müzesi, yeni nesil müzecilik anlayışıyla ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Kültür AŞ’nin ev sahipliğinde geçici sergiler, çağdaş sanat gösterileri, kültür sanat etkinlikleri ve dinletilere de ev sahipliği yapan eşsiz müze, derin hafızasıyla geleceğin sanatına dair bir evren oluşturmayı amaçlamaktadır.

Yerebatan Sarnıcı Müzesi  ‘’Daha Derine’’  Sergisi

Yüzyıllar önce suyun biriktirilip depolanması için inşa edilmiş olan Yerebatan Sarnıcı aynı zamanda tarihin farklı katmanlarından günümüze ulaşan evrensel kültürel bilincin ve kolektif toplumsal hafızanın kesiştiği bir mekân. Kapsamlı ve özenli restorasyon çalışmalarının ardından çağdaş müzecilik anlayışıyla hazırlanan ilk sergisi “Daha Derine” ile kapılarını ziyaretçilerine açtı.

zleyicileri zamanın sınırsız katmanları arasında gizemli bir yolculuğa davet eden “Daha Derine” sergisi; Ali Abayoğlu, Aslı İrhan, Berkay Buğdan, Güneş Terkol, Jennifer Steinkamp, Malik Bulut, Muzaffer Tuncer, Ozan Ünal ve Yasemin Aslan Bakiri’nin yapıtlarını bir araya getiriyor.

Yerebatan Sarnıcı’nın tarihsel belleği geleceğin sanatına dair de bir evren oluşturuyor. Tıpkı “Su” gibi sanat da yaşamın kaynağı, canlılığın ve varoluşun temeli, iyileşmenin ve arınmanın aracı olarak bu sergiye ilham veriyor. Yerebatan Sarnıcı, içinde barındırdıkları ve gizledikleriyle, görünür ve görünmez titreşimleriyle, düşünce, hayal gücü, yaratıcılık formları ve bunun yansımalarıyla ziyaretçilerini “Daha Derine” davet ediyor.

Adres: Yerebatan Cad. Alemdar Mah. 1/3, Sultanahmet

Telefon: 0212 512 15 70

Şerefiye Sarnıcı

1600 yıllık tarihiyle görenleri büyüleyen Şerefiye Sarnıcı, Türkiye’de ilk olan 360° projection mapping sistemi ile tarihi, sanat ve teknolojiyle buluşturuyor. Yaklaşık 1.600 yıllık geçmişiyle İstanbul’un Tarihi Yarımada içerisinde bulunan en eski su yapılarından olan Şerefiye Sarnıcı’nın, bir yapım kitabesi bulunmamakla birlikte mimari özelliklerinden yola çıkılarak 2. Theodosius (408 – 450) döneminde yapıldığı öngörülüyor. 


Şehrin Yaşam Kaynakları: Sarnıçlar 

İstanbul’un su kaynaklarının yetersizliğinin yanı sıra nüfus yoğunluğu ve yaşanan kuşatmalar nedeniyle, suyun depolanacağı yapılara ihtiyaç duyulmuştur. Yüzyıllar boyunca şehrin su depoları olarak açık ve kapalı sarnıçlar kullanılırken; Şerefiye ve Yerebatan gibi görkemli kapalı sarnıçların ağırlıklı olarak Büyük Saray, Nymphaeum ve Zeuksippos banyolarına su sağladığı biliniyor. Yaklaşık 24 metreye 40 metre bir alan üzerine inşa edilen ve tavan yüksekliği 11 metreyi bulan Şerefiye Sarnıcı’nın içinde 45 adet yelken tonoz ve 32 adet sütun bulunuyor. Üzerlerinde impost bloklar taşıyan Korinth üslubundaki başlıkların tümü sarnıca özel olarak Marmara Adası mermerinden yapılmıştır. Başlıklar akantus (ayı pençesi) yaprakları ile bezelidir. Yapının iç duvarları su geçirmez sıva ile kaplanmıştır ve köşeleri su basıncına dayanması için kavislidir. Duvar kalınlığı ise yaklaşık 2,5 metredir.

1600 yıllık saklı miras 

Şerefiye Sarnıcı adını, Osmanlı döneminde bulunduğu mahalleden almıştır. Sarnıcın üzerine 1800’lerin sonu, 1900’lerin başında yapıldığı düşünülen ve 1912’de İstanbul Şehremaneti Binası olarak kullanılan Arif Paşa Konağı inşa edilmiştir. Bu bina 1930 – 1984 tarihleri arasında İstanbul Belediye Hizmet Binası, ardından Eminönü Belediye Binası olarak hizmet vermiştir. 2010 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, Eminönü Belediyesi binasının ek kısımlarının yıkımı gerçekleştirilmiş, tarihi yapıya zarar vermeden binanın altında kalan, yakın zamana kadar pek bilinmeyen Şerefiye Sarnıcı ortaya çıkarılmıştır. İstanbul’daki Bizans dönemi alt yapılarına kıyasla özgün döşemelerinin görülebilmesi ve orijinal Korinth başlıklarının çok sağlam vaziyette günümüze kadar gelmiş olmasıyla dikkat çeken Şerefiye Sarnıcı’nın çevresi, etrafında bulunan betonarme yapıların sökülmesi ve çevre düzenlemesinin ardından arkeolojik bir park hâline dönüştürülmüştür.

Dünyada Bir İlk: 360° Projection Mapping 

Dünyanın 360 derece projection mapping sisteminin entegre edildiği en eski yapı olan Şerefiye Sarnıcı, ziyaretçilerine sıra dışı bir müze deneyimi yaşatıyor. 1600 yıllık tarihin sanat ve teknolojiyle buluştuğu atmosferde büyüleyici bir deneyim sunan sarnıç, 2 farklı mapping gösterimi ile ziyaretçilerini karşılıyor: Geçmişten Günümüze Şerefiye Sarnıcı & Su Medeniyeti İstanbul.


Geçmişten Günümüze Şerefiye Sarnıcı 

Mekân algısını üç boyutlu tecrübe edebileceğiniz; bunu yaparken de hem Şerefiye Sarnıcı’nın hem de İstanbul’un su kültürünün izini sürebileceğiniz mapping gösterimlerinin ilki; beş ana bölümden oluşuyor. 10 dakikalık gösterinin ilk bölümünde, sırasıyla duvarlar, sütunlar, tavanla buluşan ve mekân algısını, farkındalığını artıran 3D efektlerle, Şerefiye Sarnıcı’nın mekânsal özelliklerine tanıklık ediliyor. Gösterinin ikinci bölümünde İstanbul’un su yollarının izi sürülüyor; kemerlere ve isale hatlarına atıfta bulunan bölümlerin ardından şematik su yolu tasvirleriyle kemerler ve sarnıçların bağlantıları deneyimleniyor. İstanbul’un kolektif hafızası ve tarihi katmanlarını yeni bir dille sunan bir diğer bölümde, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları dönemleri dijital bir yorumla sarnıç duvarlarında hayat buluyor. Bu yorumlara ikonalar, çini sanatından örnekler eşlik ediyor. Bu özel gösterinin son bölümünde ise Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan işgallerin ardından tek yürek olup bağımsızlık mücadelesi veren ve Kurtuluş Savaşı sonrası yeni bir Cumhuriyet kuran bir halkın hikâyesinin ardından, Şerefiye Sarnıcı’nın eşsiz tarihi ve mimari yapısına dönülüyor.

Sarnıç Konserleri ile Müziğe Yolculuk! 

Şerefiye Sarnıcı, belirli periyotlarla düzenlediği konserler ile İstanbullu müzikseverleri, klasik Türk müziğinden klasik Batı müziğine ve Barok müziğe kadar birbirinden seçkin eserlerle buluşturuyor. 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı’nın enfes akustiğinde gerçekleşen konserler ile sanatseverler unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşıyor.

Adres: Binbirdirek Mah. Piyer Loti Cad. No:2/1, Fatih

Telefon: 0212 568 60 8

Miniatürk

Antik Çağdan Roma’ya ve Bizans’a, Selçuklu’ya Osmanlı’ya değin, bu topraklarda hüküm sürmüş ve iz bırakmış her medeniyetin kültürlerinden günümüze kalan zengin mimari mirası bir araya getiren Miniatürkİstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından 2 Mayıs 2003 tarihinde tamamlanarak ziyarete açıldı.

Büyük Ülkenin Küçük Bir Modeli’ sloganıyla yola çıkan Miniatürk, Türkiye’nin vitrini oldu.

Miniatürk’te, binlerce tarihi eser arasından, bilinirliğine, dönemini temsil yeteneğine göre Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilen 62 eser İstanbul’dan, 64 eser Anadolu’dan ve 13 eser bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere 139 mimari eserin, 1/25 oranına küçültülmüş minyatür modellerine yer verildi.

Miniatürk, Türkiye ve Türk kültürü ile sınırlanmayan, Anadolu’yu Anadolu yapan tüm değerlerle birlikte, yakın coğrafyadaki bütün bir yaşanmışlığın izlerini taşıyor. Altın Boynuz’a 3 bin yıl öncesine dek uzanarak, barış ve hoşgörünün, adaletin hüküm sürdüğü uygarlıkların bıraktığı izler bu parkta bir araya getiriliyor

Bir yanda kervansaraylar, külliyeler, medreseler, köprüler, garlar, iskeleler, kaleler, surlar, türbeler, camiler, kiliseler, sinagoglar, saraylar, yalılar, dikilitaşlar, anıtlar, heykeller diğer yanda Pamukkale’den Peri Bacaları’na dünyada eşi olmayan doğal oluşumlar, uzman bir ekip tarafından, titiz bir çalışmayla seçildi.

Alanda ayrıca, Anadolu’da inşa edilen ve bugün yerinde olmayan, dünyanın antik çağdaki yedi harikası arasında sayılan Artemis Tapınağı ve Halikarnas Mozolesi de sergilenmekte.

Alanda ayrıca, Anadolu’da inşa edilen ve bugün yerinde olmayan, dünyanın antik çağdaki yedi harikası arasında sayılan Artemis Tapınağı ve Halikarnas Mozolesi de sergilenmekte.

Miniatürk’te, her şey aslına o kadar uygun ki, sanki doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün ülkeyi bir anda dolaşmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Tabii ki eserlerin aslını görmekle aynı şey değil ama minyatürleri görünce aslını da görmek için özlem duymak bir yana, o eşsiz yapıları bu açıdan seyredebilmek de başka bir keyif.

Miniatürk’te eserler ile ilgili Sesli Rehber Mobil Uygulama hizmeti de verilmektedir. Miniatürk Mobil uygulama Apple Store veya Google Play üzerinden cep telefonuna indirilerek dinleme yapılabilir. Gezi rotalarının belirlendiği, Miniatürk’te bulunan tüm eserlerin maketlerinin Türkiye’de bulunduğu il ve konum bilgilerinin de görülebildiği Miniatürk Mobil uygulama ayrıca Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Japonca ve İspanyolca olmak üzere 9 dil seçeneğinde dinlenebilmektedir. Gezi güzergâhımızda İBB WIFI bulunuyor.

Adres: Örnektepe Mah. İmrahor Cad. No:7, Sütlüce

Telefon: 0212 222 28 82

Panorama 1453 Tarih Müzesi

Dünyanın ilk tam panoramik müzesi olan Panorama 1453 Tarih Müzesi; İstanbul’un fethini ziyaretçilerine yeniden yaşatıyor. 

29 Mayıs 1453 sabahı; 2009 yılından bu yana tarihte uzun bir yolculuğa çıkmak isteyenler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Topkapı Kültür Parkı’nda, fethin rüyasının görüldüğü bu alanda ölümsüzleştiriliyor.

31 Ocak 2009 tarihinde açılışı gerçekleşen Panorama 1453 Tarih Müzesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrimize kazandırılmıştır. Kuşatmanın geçtiği Topkapı – Edirnekapı surlarının karşısında bulunmasıyla da İstanbul’un tarihe açılan kapısı olan Panorama 1453 Tarih Müzesi, Kültür AŞ tarafından işletilmektedir.

Adres: Merkez Efendi Mah. Topkapı Kültür Park İçi Yolu, Zeytinburnu

Telefon: 0212 415 14 53

Etiketler